KAHDEM

KAHDEM Kadınlara Hukuki Destek Merkez Derneği Kurumsal Sitesi

KAHDEM

Şiddete Uğradığınızda Neler Yapabilirsiniz?

15 Şubat 2016 ·

Şiddete uğradığınızda, size en yakın karakola, jandarma komutanlığına, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi’ne (ŞÖNİM), Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlüğü’ne, cumhuriyet başsavcılığına, kaymakamlığa/valiliğe, aile mahkemesine, belediyelere ve kadın örgütlerine başvurabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, evden çıkamadığınız durumlarda ise, günün her saatinde Alo 183 Aile, Kadın, Çocuk, Özürlü ve Sosyal Hizmet Danışma Hattı’nı ve 155 Polis İmdat’ı arayabilirsiniz.

6284 sayılı Ailenin Korunmasına ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’dan yararlanarak şiddet uygulayana karşı, evden uzaklaştırmak, iletişim araçlarıyla rahatsız etmesini engellemek, evinize, işinize veya diğer adreslerinize yaklaşmasını engellemek, kişisel bilgilerinizi gizletmek, şiddet uygulayıcının silahına el koydurtmak, kişiden korunmak amacıyla yakın koruma talep etmek, tedbir nafakası talep etmek, geçici maddi yardım talep etmek, geçici velayet talep etmek, geçici genel sağlık sigortasına başvurmak, müşterek konuta şerh koydurtmak gibi bazı önlemler alabilirsiniz. 6284 Sayılı Kanun’dan nasıl faydalanacağınıza ilişkin ayrıntılı bilgiye ve 6284 dilekçe örneğine buradan ulaşabilirsiniz.

İhtiyaç duyduğunuz desteklere ve ne yapmak istediğinize göre öncelikli başvuracağınız kurumlar ve atmanız gereken adımlar değişebilmektedir.

Şikayetçi Olmak İsterseniz

Unutmayın !

Eğer fiziksel şiddette maruz kaldıysanız, öncelikle karakola/jandarma komutanlığına, savcılığa ya da hastanelerin acil bölümlerine başvurmalısınız.

Başvurduğunuz yer karakol ya da jandarma komutanlığıysa;

  • Yaşadıklarınızı ayrıntılı şekilde anlatın ve anlattığınız şekilde tutanağa geçmesini sağlayın. Tutanağı imzalamadan önce mutlaka okuyun; tutanakta eksik ya da yanlış ifadeler varsa değiştirilmesini isteyin. İfadeniz eksiksiz ve doğru şekilde tutanakta yer aldığından eminseniz, tutanağı imzaladıktan sonra, tutanağın imzalı bir örneğini mutlaka kendiniz için alın ve saklayın.
  • Polis tutanak tutmak istemezse, kendisine mutlaka tutanak tutması gerektiğini, bunu yapmaması halinde cezai işlem uygulanacağını hatırlatın ve görevini ihmal ettiğini söyleyin.
  • Karakola/jandarma komutanlığına başvurduğunuzda, polisin/jandarmanın sizi doğrudan hastaneye sevk ederek, darp raporu almanızı sağlaması gerek. Eğer polis/jandarma sizi hastaneye sevk etmezse, tutanak yazılmadan önce mutlaka hastaneye sevkinizi talep edin ve bunun yapılması konusunda ısrarcı olun.

Darp raporu almak isterseniz;

  • Hastanelerin acil bölümüne başvurabilir, sizi muayene eden doktora yaşadıklarınızı anlatarak darp raporu alabilir ve eğer istiyorsanız hastane polisine şikayetinizi iletebilirsiniz. Vücudunuzdaki izler kaybolmadan, muayene olmak ve darp raporu almak, yaşadığınız şiddeti kanıtlayabilmek için önemlidir.

Unutmayın !

Darp izlerini raporlamak amacıyla  hastaneye gitmek için kendinizi hazır hissetmiyorsanız, vücudunuzdaki darp izlerinin size ait olduğu ve çekim tarihi belli olacak şekilde fotoğraflayabilirsiniz.

Savcılığa başvuru süreci

Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) tanımlanan bir suçun mağduru iseniz, yani size karşı tehdit, hakaret, fiziksel şiddet söz konusu ise (şiddet uygulayan kişi, eşiniz, komşunuz, mahallenizdeki bakkal ya da sokaktan geçen herhangi biri olabilir), karakol/jandarma komutanlığı yerine doğrudan bir şikayet dilekçesi ile savcılığa da başvurabilirsiniz. Şikayet dilekçenizden en az dört adet kopya alın, hepsini imzalayın, bir tanesi de mutlaka sizde kalsın. Sizde kalacak kopyaya memurun, dilekçeyi aldığını göstermesi için kaşe basmasını; tarih, imza ve soruşturma numarasını eklemesini isteyin.

Şikayet dilekçenize olayın nerede, ne zaman, nasıl gerçekleştiğini, varsa tanıkların isim ve adreslerini yazarak olayı ispatlamaya yarayacak delillerle birlikte dilekçenizi savcılığa vermelisiniz.

Savcı dilekçenizi aldıktan sonra ifadenizi alacak, delilleri toplayacak, varsa tanıklarınızı dinleyecek ve ardından şikayetçi olduğunuz kişinin ifadesini alacaktır. Bu işlemlerin ardından, eğer savcı dava açmayı gerektirecek koşullar olduğunu düşünürse bir iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderecektir. Mahkeme iddianameyi kabul edip davanın açılmasına karar verdiğinde, size mahkemeden duruşma günü ve saatini bildiren bir tebligat (yazılı haber kağıdı) gelecektir. Belirtilen günde ve saatte duruşmaya gitmeniz, gidemeyecek durumda iseniz yazılı mazeret dilekçesi vermeniz ve söz konusu şikayetinizi mahkemede anlatmanız gerekir.

Savcı dava açmak için gerekli koşulların oluşmadığını düşünürse, kovuşturmaya yer olmadığına, yani davanın açılmamasına karar verir. Bu karar da size yazılı şekilde bildirilecektir. Bu kararın elinize ulaştığı tarihten itibaren 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz etmeniz gerekir. Bu itiraz üzerine Sulh Ceza Hakimliği ya itirazı kabul edip dava açılmasına karar verecektir ya da itirazınızı reddedecektir. Hakimin bu süreç sonunda vereceği  karar kesindir, bir daha itiraz edemezsiniz.

Unutmayın !

Eğer maruz kaldığınız suç, öldürmeye teşebbüs, kaçırma, tecavüz, uzun süreye yayılan kötü muamele gibi bir fiilse öncelikle bir avukatla görüşmenizde büyük fayda var. Eğer avukat tutacak maddi gücünüz yoksa ücretsiz avukat atanmasında nasıl bir yol izleyebileceğinizi öğrenmek için tıklayın.

Sığınak Desteğine İhtiyacınız Varsa;

Bulunduğunuz yerdeki Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi’ne, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlüğü’ne, karakola/jandarma komutanlığına, belediyelere/belediyelerin kadın danışma merkezlerine, kadın örgütlerine sığınak desteği için başvurabilirsiniz. Adli bir süreç başlatmak istemeseniz de, bu kurumlara başvurarak sığınak ve danışma desteklerinden faydalanabilirsiniz. Ayrıca yapacağınız görüşme sizi güçlendirecektir. Yalnız olmadığınızı fark edip, alabileceğiniz desteklerle ilgili ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.

Sığınak desteği için Türkiye’nin herhangi bir yerindeki karakola başvurabilirsiniz; başvuracağınız karakolun ikametgahınızın olduğu karakol olması gerekmez.  Başvurduğunuzda, karakoldaki memurlar sizi ve çocuklarınızı bir sığınağa yönlendirmekle yükümlüdürler. Bunun için herhangi bir delil ya da tanığa ihtiyacınız yoktur, sığınağa yerleşmek istediğinizi sözel olarak ifade etmeniz yeterlidir.

Sığınaklar, erkek şiddetine maruz kalan kadınların, çocuklarıyla birlikte kalabilecekleri, şiddetten uzak ve bağımsız bir yaşam kurmak için ihtiyaç duydukları desteği alabilecekleri yerlerdir.

Eğer 12 yaşından büyük erkek çocuğunuz varsa, sığınak desteğini çocuğunuz ile birlikte almanız uygulamada mümkün olmayabilir. 6284 sayılı Kanuna göre, devlet bu durumda olan kadın ve çocuklara ev tahsis etmekle yükümlüdür fakat uygulamada ne yazık ki bu mümkün olmamaktadır. Çocuğunuzu bırakabileceğiniz güvenli bir yer yok ise devlet, çocuğunuzu koruma altına alarak Aile ve sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı bir kuruluşa yerleştirebilir. Sığınakta kaldığınız süre içinde çocuğunuzu düzenli olarak görebilir, sığınaktan ayrıldıktan sonra ise çocuğunuzu yerleştirildiği kurumdan alıp birlikte yaşayabilirsiniz.

Boşanma Davası Açmadan Eşinizden Ayrı Yaşamak İsterseniz;

Medeni Kanun’daki düzenlemeye göre,  ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahipsinizdir. Ayrı yaşamaya karar verdiğinizde  Aile Mahkemesi’ne başvurarak aile konutuna şerh konulması, ev eşyalarının sizde kalması, velayetin düzenlenmesi, size ve çocuklarınıza nafaka bağlanması gibi taleplerde bulunabilirsiniz. Yani boşanma davası açmadan da kocanızın evliliğe ilişkin özellikle parasal yükümlülüklerini yerine getirmesini istemeniz mümkündür.

Aynı durum, örneğin kocanızın sebepsiz yere ya da haklı olmayan bir nedenle evi terk etmesi, ortak hayatın başka bir sebeple sürdürülmesinin olanaksız hale gelmesi durumunda da söz konusudur. Bu durumda da boşanma davası açmadan kendiniz ve varsa çocuklarınız için nafaka, müşterek evin size tahsis edilmesi ve yukarıda bahsedilen diğer önlemleri talep etmeniz mümkündür.

Unutmayın !

Fiili ayrılık durumu söz konusu olduğu durumlarda, velayetin ve çocuklarla kişisel ilişkinin düzenlenmesini, çocuklar ve kendiniz için nafakaya hükmedilmesini mahkemeden talep edilebilirsiniz.

Nafaka  Almak İsterseniz;

Fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik şiddete uğradığınızda 6284 sayılı Kanun’dan yararlanarak, şiddettin önlenmesi için uzaklaştırma, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme gibi tedbir kararlarının verilmesini isteyebilir, kendiniz ve varsa çocuklarınız için tedbir nafakası talep edebilirsiniz.

Boşanma davası açmak istemeyip ayrı yaşamak istediğinizde veya kocanız tarafından terk edildiğinizde, kendiniz ve yanınızda kalan ortak çocuklarınız için tedbir nafakası davası açma hakkınız bulunmaktadır. Boşanma davası açıldığında da, dava sonuçlanıncaya kadar kendiniz ve  çocuklarınız için nafaka talep edebilirsiniz; dava süresince hakim tedbiren velayete ve nafakaya  karar vermekle yükümlüdür. Dava sonunda boşanmaya karar verildiği takdirde, 18 yaşından küçük çocuklarınızın velayeti size verilmişse, babanın da çocuklara bakma yükümlülüğü bulunduğundan, gelirinizin olup olmamasına bakılmaksızın, çocuklar lehine iştirak nafakası verilmesine karar verilecektir. Size nafaka bağlanabilmesi içinse, boşandıktan sonra yoksullaşacağınızı belgelerle ispatlamanız gerekmektedir. Genellikle herhangi bir işyerinde çalışmayan veya asgari ücretle çalışan kadınlara nafaka bağlanmakta, eşleri ile eşdeğer ücrette çalışan kadınlar lehine ise nafaka bağlanmamaktadır.

Boşanmak İsterseniz;

Boşanma, ayrılık, nafaka, velayet gibi konularda dava açmak istiyorsanız ve avukat tutacak maddi gücünüz yoksa bulunduğunuz yerdeki barodan, adli yardım kapsamında,  ücretsiz avukat talep edebilirsiniz [Daha fazla bilgi için tıklayın: Avukat ihtiyacınız varsa].

Eğer bir avukatınız yoksa davanızı, mahkeme başvuru harcı ve asgari gider avansını (bilirkişi ücreti, tebligat gideri, tanıklık ücreti vb.) ödeyerek kendiniz de açabilirsiniz. Bu giderler bugün için yaklaşık 300 TL’yi bulmaktadır (bu rakam her yıl belirlenen mahkeme harçları tarifesine göre değişiklik göstermektedir). Boşanma davası ile birlikte talep edilen nafakayla maddi ve manevi tazminat davaları için harç ödemeniz gerekmiyor. Ayrıca  boşanma dilekçenizde herhangi bir geliriniz olmadığını ve adli yardımdan yararlanmak istediğinizi belirtirseniz, mahkemenin adli yardımdan yararlanmanıza karar vermesi durumunda, gider avansını ödemekten de muaf olursunuz.

Çocukların velayetini Almak İsterseniz;

Velayet çocuğun adının belirlenmesi, eğitimi, yetiştirilmesi ile ilgili kararları kapsar. Evlilik devam ettiği sürece anne ve baba velayeti birlikte kullanırlar. Bu süreçte eşler çocuğun menfaatine aykırı olmayacak şekilde çocukla ilgili bu tür kararları birlikte alırlar. Velayet hakkı ortak olduğu için şiddete maruz kaldığınızda evi terk ederken çocuklarınızı yanına almanız suç değildir.

Eşlerden birinin boşanma davası açması halinde hakim çocuğun yaşı, ihtiyacı,  menfaati gözeterek, geçici velayeti dava süresi boyunca eşlerden birine verebilir. Hakimin geçici velayet konusundaki kararı değişmez ve boşanma kararı kesinleşirse, velayet hakkı kalıcı hale gelir.

Uygulamada mahkemeler, genellikle çocukların velayetini anneye vermektedirler. Özellikle ilkokul çağına  gelmemiş çocukların velayeti, annenin çocuğa bakmasını engelleyecek önemli bir durumu olmadıkça (ağır ve sürekli hastalık, engellilik vb.) çoğunlukla anneye verilmektedir. Velayetin verildiği taraf, diğer taraftan çocuk için nafaka isteme hakkına sahiptir.

Velayeti Kaldırmak İsterseniz;

Velayetin verildiği taraf, çocuğa ilişkin sorumluluklarını ağır biçimde ihmal ediyorsa (çocuğu okula göndermemek, temel ihtiyaçlarını karşılamamak vb.),  çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimine zarar veriyorsa ya da velayet hakkı olan kişi sonradan çocuğa bakamayacak derecede ağır hasta olmuşsa, engellilik nedeniyle çocuğun bakımını üstlenemeyecek duruma gelmişse, velayet hakkı olmayan taraf mahkemeye başvurarak velayetin kaldırılması ya da değiştirilmesi için dava açabilir.

Velayete sahip anne veya baba başka biriyle yeniden evlense dahi velayet hakkını kaybetmez. Ancak çocuğun menfaati gerektirdiğinde velayet sahibi değiştirilebileceği gibi, durum ve koşullara göre anne ve babaya velayet hakkı verilmeyerek çocuğa vasi (yasal temsilci) de atanabilir.

Avukat İhtiyacınız Varsa;

Kanuni haklarınızı elde etmek için bir avukatınızın olması gerekmiyor, ancak bir avukattan yardım almak süreç içerisinde hatalı işlem yapmanızı önleyebileceği gibi sonuç almanızı da kolaylaştırabilir. Eğer bir avukatınız yoksa, hukuk davaları için (boşanma, 6284 sayılı Kanun gereği tedbirler, tazminat davaları vb.) yaşadığınız ildeki baronun Adli Yardım Servisi’ne ikametgah belgesi, fakirlik belgesi ve kimlik fotokopisiyle başvurarak ücretsiz avukat ataması yapılmasını talep edebilirsiniz. Baro, ihtiyaç dahilinde size ücretsiz bir avukat tayin edecektir.

Cinsel saldırı suçu ile öldürmeye teşebbüs gibi alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçların  mağduruysanız, karakol, savcılık, mahkeme aşamalarının her birinde Baro’nun Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) servisinden size avukat görevlendirilmesini isteyebilirsiniz.

Eğer herhangi bir suç nedeniyle şüpheli/sanık konumunda iseniz karakol,  savcılık, mahkeme aşamalarının her birinde suçun niteliğine bakılmaksızın CMK servisinden size avukat atanmasını isteyebilirsiniz. Bunun için karakolda/savcılıkta/mahkemede sözlü olarak avukat talep edebileceğiniz gibi yazılı olarak da talepte bulunabilirsiniz. Böylelikle, yaşadığınız zorlu süreçte hem kendinizi yalnız hissetmezsiniz, hem de işlemlerinizin usulüne uygun ve eksiksiz yapılması mümkün olur.

Adli Yardım Servisi’nden veya CMK Servisi’nden atanan avukatınızdan memnun değilseniz, neden memnun olmadığınızı anlatan bir dilekçe ile baroya başvurabilir ve başka bir avukat ataması yapılmasını talep edebilirsiniz.

Unutmayın !

T.C. kimlik numaranızın bulunduğu fotoğraflı bir kimlik ile PTT Merkez Müdürlükleri’nden veya yetkili şubelerden e-devlet şifresi alarak, internet ortamında sizin açtığınız veya hakkınızda açılan davaların ve  icra takiplerinin ne aşamada olduğunu bizzat takip edebilirsiniz.

Ekonomik Desteğe İhtiyacınız Varsa;

Maruz kaldığınız şiddetten uzaklaşmak ve tek başına bir hayat kurabilmek için bazı sosyal yardımlardan yararlanabilirsiniz.

Şiddete maruz kaldığınızda, 6284 Sayılı Kanun kapsamında, kaymakamlıklardan “geçici maddi yardım” talep edebilirsiniz. Kanunda, geçici maddi yardım yapılmasına karar verilmesi halinde, 16 yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının otuzda birine kadar günlük ödeme yapılır, denmektedir.

Eğer geçiminizi sağlamakta zorlanıyorsanız, bulunduğunuz ilçe kaymakamlığına bağlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na sosyal yardım alabilmek için başvurabilirsiniz.  Başvuru sonrası ekonomik durumunuzu tespit etmek için yapılacak sosyal incelemeden sonra, bir defaya mahsus ya da düzenli para, kira, yakacak, eğitim, gıda yardımları  alabilirsiniz.

Eğer bakmakla yükümlü olduğunuz çocuklarınız varsa ve ekonomik zorluklar nedeniyle  zorluk yaşıyorsanız, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan ayni (gıda, eşya vb.)  ve nakdi destek talep edebilirsiniz. Bunun için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı il veya ilçe müdürlüklerine bir dilekçeyle başvuruda bulunmanız gerekir. Başvuru sonrası yapılacak sosyal incelemenin ardından, sosyal ve ekonomik destekten yararlanmanıza karar verilip verilmeyeceği belli olur.

Unutmayın !

Başvurularınızı iki nüsha halinde ve bir dilekçeyle yazılı olarak yapmanız faydalı olacaktır. Dilekçenin bir nüshasını ilgili kuruma verdiğinizde size bir evrak kayıt numarası verilecektir; sizde kalan dilekçe nüshasına evrakı aldıklarına ilişkin kaşe, imza, tarih ve evrak kayıt numarasını işlemelerini isteyin.

Başvurabileceğiniz Kuruluşlar

  • Polis merkezleri, jandarma karakolları
  • Aile Mahkemeleri
  • Sağlık kuruluşları
  • Cumhuriyet Savcılığı
  • Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM)
  • Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlükleri
  • Belediyelerin Kadın Danışma Merkezleri
  • Baroların Adli Yardım Büroları
  • Kadın Örgütlenmeleri

Acil Telefonlar

  • Polis imdat - 155
  • Jandarma - 156
  • Ambulans – 112
  • Alo 183 (Aile, Kadın, Çocuk ve Özürlü Sosyal Hizmet Danışma Hattı)
  • Alo Baro – 444 26 18

Bir Güvenlik Planı Yapmalısınız!

Eğer evden ayrılmaya karar verirsem gidebileceğim yerler şunlardır: ___________.

Eğer evden hızlı bir şekilde ayrılmam gerekirse, hazırda bir çanta bekletebilir ve onu gizleyebilirim. (Bu çantanın içinde para, önemli belge, fazla giysi, anahtarlar olmalıdır.)

Şiddetten ___________’a bahsedebilirim ve şiddet başlayacak olursa polisi aramalarını sağlayabilirim.

Çocuklarımın, arkadaşlarımın veya ailemin yardım çağırması için onlarla aramda şu parolayı kullanabilirim: _____________.

Tartışma başladığında daha güvenli olan şu odaya gidebilirim: ____________.

Daha rahat olabilmek için ______________ tarihinde ayrı bir hesap açtıracağım.

Gerekli telefonları _____________’ya kaydedeceğim.

Borç para alabileceğim kişiler: _________________________.

Telefon görüşmeleri için bir telefon kartı ya da bozuk para bulunduracağım. Faturalı cep telefonundan arama yapmayacağım, çünkü bir sonraki ay gelen faturada aradığım numaralar görünecektir.

Sosyal medya hesaplarımdan beni takip etmesi olasılığına karşı hesaplarıma ulaşmasını engelleyeceğim, gizlilik için konum bildirme gibi özellikleri kaldıracağım.

Çocuklarımla birlikte kaçış planının provasını yapacağım.

Yanıma almam gereken eşyaları bir arada ve kolayca ulaşabileceğim bir yerde tutacağım.

Bu eşyalar:

  • Nüfus cüzdanım
  • Çocukların nüfus cüzdanları
  • Sağlık Karnesi / Yeşil Kart
  • Kira Sözleşmesi
  • Tapu
  • Ehliyet
  • Para
  • Banka cüzdanları
  • Pasaport
  • Ev ve araba anahtarları
  • Sigorta belgeleri/poliçeleri
  • İlaçlar
  • Adres defteri
  • Aile üyelerinin sağlık kayıtları
  • Çocukların sevdiği oyuncaklar
  • Küçük satılabilir eşyalar
  • Resimler
  • Şiddet kanıtları (rapor, fotoğraf, günlük, mektup vs.)
  • Kendim ve çocuklar için birer kat yedek giysi
  • Benim için önemli olan diğer eşyalar

İlişkili Kavramlar: KAHDEM Faaliyetler · Kadına Yönelil Aile İçi Şiddet Ve Uygulama Sorunları · Kadınlara hukuki destek · Şiddet Mağdurları İçin Yasal Olanaklar

8 Ekim -8 Kasım 2015 KAHDEM Sayısal Verileri

9 Kasım 2015 ·

8 Ekim -8 Kasım 2015 KAHDEM Sayısal Verileri

KAHDEM forumundaki Konu sayısı = 7608

KAHDEM Konularının okuyucu sayısı = 64.665.001

KAHDEM Konularındaki yanıt (mesaj) sayısı = 14007

Destek ve emek veren herkese teşekkürlerimizle…

http://www.turkhukuksitesi.com/forumdisplay.php?f=78

İlişkili Kavramlar: Diğer

8 Eylül- 8 Ekim 2015 KAHDEM Sayısal Verileri

8 Ekim 2015 ·

8 Eylül- 8 Ekim 2015 KAHDEM Sayısal Verileri

KAHDEM forumundaki Konu sayısı = 7.576

KAHDEM Konularının okuyucu sayısı = 63.826.551

KAHDEM Konularındaki yanıt (mesaj) sayısı = 13.950

Destek ve emek veren herkese teşekkürlerimizle…

http://www.turkhukuksitesi.com/forumdisplay.php?f=78

İlişkili Kavramlar: Kadınlara hukuki destek

KAHDEM AYLIK TOPLANTILARI

7 Ekim 2015 ·

KAHDEM  2015 Ekim Ayı Toplantısı

Gündem:
Nafaka ve tazminatların icrası ve tahsili,
Yetişkinlerin evlat edinilmesi,
Aile Konutu şerhinin kaldırılması davası,
İlanen tebligat

Tarih/yer:14 Ekim 2015 saat 16.00-Ataköy

İrtibat:0212 661 16 50

http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=86688

İlişkili Kavramlar: Diğer · KAHDEM Faaliyetler

8 Ağustos-8 Eylül 2015 KAHDEM Sayısal Veriler

7 Ekim 2015 ·

KAHDEM forumundaki Konu sayısı = 7536

KAHDEM Konularının okuyucu sayısı = 63.034.295

KAHDEM Konularındaki yanıt (mesaj) sayısı = 13896

Destek ve emek veren herkese teşekkürlerimizle…

http://www.turkhukuksitesi.com/forumdisplay.php?f=78

İlişkili Kavramlar: Diğer

Kahdem 8 Mart 2015 Basın Bildirisi

7 Ekim 2015 ·



BİZ ARTIK SUÇLARIN KABUL EDİLEMEZ GEREKÇELERİNİ DUYMAK İSTEMİYORUZ!

Türkiye’de yakın zamanda o kadar çok kadın erkek saldırganlar tarafından öldürüldü ki, artık kadın olarak bu toplumda nefes alıyor olmak bile, başlı başına gündelik bir mücadele ve mucize haline dönüşmüştür..

Saldırgan erkekler, ilişki yaşadıkları, evli oldukları , boşandıkları veya ilişki kurmayı reddeden kadınları öldürmeyi kendilerine “hak” görebilmekte ve suçun kabuledilemez gerekçelerini savunma olarak ileri sürebilmektedir.. Ne yazık ki, kadına karşı ayrımcı bu anlayış yasalarla ve hükümetin kadin-erkek eşitliliği karşıtı söylemleri tarafından desteklenmektedir..

Oysa,kadınların canını, korkudan şiddetten uzak yaşam hakkını güvence altına almak devletin asli görevlerinden biridir.

T.C. Devleti 24.11.2011 tarihi’nde Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni (İstanbul Sözleşmesi) onaylamıştır.

Bu sözleşmenin 42. Maddesine göre : “Suçların kabul edilemez gerekçeleri; sözde “namus” adına işlenen suçlar da dahil Taraf Devletler, bu Sözleşme kapsamında yer alan şiddet eylemlerinden herhangi birinin gerçekleşmesini takiben başlatılan cezai işlemlerde kültür, örf ve adet, gelenek veya sözde “namus”un bu eylemlerin gerekçesi olarak kabul edilmemesini sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri almalıdır. Bunlar arasına, özellikle, mağdurun, kültürel, dinî, toplumsal ya da geleneksel olarak kabul gören uygun davranış normlarını ve âdetlerini ihlal ettiği iddiaları da dâhildir. ”

Türkiye, bu sözleşmeye imzacı olmakla, kadın cinayetlerinde, failin “namusumu kirletti” veya “erkekliğime laf söyledi” vb. gibi ataerkil ahlaki düzenden beslenen ve bu düzeni sürdürmeye yarayan sözde “gerekçe”lerle işlediği suçun cezasının en aza indirilmesine imkan vermeyeceğini taahhüt etmiştir.

Saldırgana büyük avantaj sağlayan ve eşitlikçi ve kadının insan hakları değerlerinden uzak bu “namus savunması”nın tamamen yok edilmesi için İstanbul Sözleşmesinden başka CEDAW 19 Nolu Genel Tavsiye Kararı da dikkate alınarak yasal düzenleme getirmek hükümetin en önemli önceliklerinden olmalıdır. Aynı şekilde, kadın cinayeti failinin duruşmadaki “iyi hali” ve “pişmanlığının”haksız tahrikin” cezadan indirime gerekçe yapılmaması için yasal düzenlemeler acilen yapılmalıdır.

Öte yandan siyasilerin söylemlerinde de sorumlu ve eşitlikçi davranmalarını talep ediyoruz. Kadınlara nasıl giyinmeleri, oturmaları, nasıl gülmemeleri, kaç çocuk doğurmaları gerektiği gibi kişisel fetvalar verilmemelidir. Siyasi irade, toplumda genel kanı ne olursa olsun, kişisel anlayışlar neyi salık verirse versin, yasaların yol gösterici olması ve insanın hayatta kalma hakkını en yüce değer olarak kabul etmesi gerekir.

Hükümetten bir an önce,pozitif bir yükümlülük olarak hukuku ve mevcut yasaları uygulanır kılmasını, evrensel insani değerlere sahip çıkmasını, kadınların hak ve özgürlüklerine sahip cikabilecekleri toplumsal, siyasi ve ekonomik ortamı yaratmasını istiyoruz.

Anayasanın 90. maddesi son cümlesine göre: “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”

Bu madde suretiyle, Türkiye Cumhuriyeti Mahkemeleri’nin, kabul edilen ve 01.08.2014 tarihinde yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesinin , sözleşmeye uygun yasal düzenleme yapılmasını beklemeden,hemen kadınların hayatına mal olan saldırılara ilişkin yargılamalarda ceza sorumluluğunun ortadan kaldırılmaması ve cezanın azaltılmaması için sözleşmeyi doğrudan uygulama hakkı ve yetkisi vardır. Tüm yargılamalarda Mahkemeleri Anayasa’nın 90./son maddesine göre karar vermeye davet ediyoruz.

Biz kadınlar, ölmek istemiyoruz.
Bizler kadının var olduğunun ,yaşama ve yaşamlarını nasıl yaşayacaklarına karar verme hakları olduğunun devlet tarafından da garanti altına alındığını bilmek ve görmek istiyoruz.

BİZ ARTIK SUÇLARIN KABUL EDİLEMEZ GEREKÇELERİNİ DUYMAK İSTEMİYORUZ!

KAHDEM
Kadınlara Hukuki Destek Merkezi

İlişkili Kavramlar: Diğer

Norveç-Oslo’dan Kvinnefellesskapet(Kadin birlik ve beraberlik dernegi) KAHDEM’I 22 Aralık 2014 tarihinde ziyaret etti.

8 Ocak 2015 ·

Geçen yıl Eylül Ayında ;coğunluğu hukuk öğrencilerinden olusmak üzere, tıp, diş hekimliği ve siyasal bilimlerden ögrenciler ile kurulan dernek Norveç’teki göçmen kadınlara yönelik calışmalar yürütmektedir .

İlişkili Kavramlar: KAHDEM Faaliyetler

8 Aralık 2014 -8 Ocak 2015 KAHDEM Sayısal Veriler

8 Ocak 2015 ·

KAHDEM forumundaki Konu sayısı = 7164

KAHDEM Konularının okuyucu sayısı = 56.148.456

KAHDEM Konularındaki yanıt (mesaj) sayısı = 13290

Destek ve emek veren herkese teşekkürlerimizle

http://www.turkhukuksitesi.com/forumdisplay.php?f=78

İlişkili Kavramlar: KAHDEM Faaliyetler · Kadınlara hukuki destek

Türkiye’de Suriyeli Kadınların Da Adı Yok!

4 Ocak 2015 ·

25 KASIM 2014 KAHDEM BİLDİRİSİ

Türkiye’de Suriyeli Kadınların Da Adı Yok!

Şiddet ayrım yapmaksızın ve artarak tüm kadınlara yönelmektedir.

İçişleri Bakanı Efkan Ala Kasım 2014’te soru önergesine verdiği yanıtta Türkiye’de 1 milyon 653 bin 605 Suriyelinin yaşadığını, biyometrik verilerle kayıtlı Suriyeli “misafir” statüsündeki sığınmacıların sayısının 1 milyon 176 bin 746 olduğunu açıkladı. Yani resmi verilere göre en az 500 bin Suriyeli kayıt dışı biçimde ve her tür istismara açık durumda yaşamını sürdürmektedir.

BM’nin 2013 sonu tahminlerine göre Türkiye’deki toplam Suriyeli mültecilerin % 75’i çocuk ve kadınlardan oluşuyor. Dolayısıyla bu istismarın ve çaresizliğin asıl mağduru kadınlar ve çocuklardır.
Uluslararası Af Örgütü’nün yine Kasım 2014’te yayımlanan Suriye raporuna bakıldığında, Türkiye’de yaşayan Suriyelilerden yalnızca 220 bin kişinin mülteci kamplarında insancıl koşullarda yaşadığı, 1,3 milyon kişinin ise kamplar dışında kendi başlarının çaresine bakarak yaşam mücadelesi verdiği açıklanmaktadır.

AFAD istatistiklerine göre ise Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin %85’i kamp dışında yaşıyor, yani herhangi bir yardım almıyor ve bunların %25’i terk edilmiş yerlerde yaşıyor. Büyük kısmı da insanlar için uygun olmayan yerlerde yaşıyor. Suriyeli çocukların yalnızca yaklaşık altıda biri kamplarda eğitimine devam edebiliyor. Yani kız çocuklarının büyük bir çoğunluğu cinsel ve ekonomik sömürüye uygun şartlar altında yaşıyor.

Yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi Madde 4/3 hükmüne göre,
“Taraflar bu Sözleşme hükümlerinin, özellikle de mağdurların haklarını korumaya yönelik tedbirlerin, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, ulusal veya sosyal köken, bir ulusal azınlıkla bağlantılı olma, mülk, doğum, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, medeni hal, göçmen veya mülteci statüsü veya başka bir statü gibi, herhangi bir temele dayalı olarak ayrımcılık yapılmaksızın uygulanmasını temin edeceklerdir.”

Kadın haklarını eyleme dönüştürürken yurttaş olmayan ve sahip oldukları farklı kimlikler sebebiyle uğradıkları ayrımcılığın şiddeti daha da ağırlaşan mülteci kadınlar göz ardı edilemez, böyle bir ihmal İstanbul Sözleşmesi madde 4’e aykırı düşmektedir.

Suriyeli kadınların ve kız çocuklarının köle pazarı gibi satışa çıkarıldığı, pazarlık konusu yapıldığı artık bilinen bir gerçek haline geldi. Türkiye’de esnafın bu köle pazarına ilişkin kullandığı ifadeler tüyler ürpertici: “Patatesin kilosu 2 olan da var, 5 de.”

Tarafı olduğumuz CEDAW madde 6 bu noktada yeniden anımsanmalıdır: “Taraf Devletler, kadın ticareti ve fahişeliğin istismarının her şekliyle önlenmesi için yasama dahil gerekli bütün önlemleri alacaklardır.”

Sağlık hizmetlerinden yalnızca biyometrik verileri kayıtlı bulunan ve genel sağlık sigortası yapılmış çok az sayıda mülteci kadın ve çocuk yararlanabilirken çoğunluğu hiçbir hizmetten yararlanamıyor. Çoğunluğunun yaşadığı, sığındığı bir konut yok, sokaklarda, terminallerde yaşıyor. Bazıları kirayla oturmakla beraber kira bedelini ödemekte güçlük çekince kendilerine getirilen teklif ne kadar istismara açık durumda olduklarını ortaya koyuyor: “Kira veremiyorsan kızını ver!”

Suriyeli mültecilerin çoğunluğunun kadın ve çocuklardan oluştuğu göz önüne alındığında mülteci kadın ve kız çocuklarının cinsel, fiziksel, ekonomik, psikolojik her tür istismara ve şiddete karşı korunmasız durumda oldukları ve insan onuruna yakışmayan koşullarda yaşadıkları çok açıktır. Ciddi çoğunluğu herhangi bir yardımdan yararlanma olanağından yoksundur, koruyucu ve iyileştirici tıbbi hizmet alma olanakları bulunmamaktadır, dil bilmemektedir, kayıtlı olmadıkları da düşünüldüğünde “yok” sayılan, trafik lambalarında da karşımıza çıkmasalar görünmez hale getirilen, köle muamelesi yapılan bireylere insan hakları gecikmeksizin tanınmalıdır.

Kadınların insan hakları yurttaş-sığınmacı ayırımı yapılmaksızın hayata geçirilmeli, CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi istisnasız biçimde uygulanmalıdır.

KADINLARA HUKUKİ DESTEK MERKEZİ

Bildiri üyemiz Dr Özge Yücel tarafından tarafından kaleme alınmıştır.Teşekkürlerimizle

İlişkili Kavramlar: KAHDEM Faaliyetler

KAHDEM 7 yılda 50 milyon okuyucuya ulaştı

8 Ağustos 2014 ·

8 Temmuz -8 Ağustos 2014 KAHDEM Sayısal Veriler

KAHDEM forumundaki Konu sayısı = 6874

KAHDEM Konularının okuyucu sayısı = 51.025.680

KAHDEM Konularındaki yanıt (mesaj) sayısı = 12852

Son bir aydaki okuyucu sayısı=1.121.88

Bir günde ortalama tekil ziyaretçi sayısı=37396

Destek ve emek veren herkese teşekkürlerimizle

http://www.turkhukuksitesi.com/forumdisplay.php?f=78

İlişkili Kavramlar: Kadınlara hukuki destek