KAHDEM

KAHDEM Kadınlara Hukuki Destek Merkez Derneği Kurumsal Sitesi

KAHDEM

KADINA ŞİDDET KİME EMANET

10 Mayıs 2012 ·



Tüm çabalara karşın kadına yönelik şiddetin önlenmesi bir yana, azalmaması karşısında konuya duyarlı olanların kafası karışık. Bardak dolu mu boş mu?

Öyle ki siyasi iktidar tarafından yakın zamanda, kamuoyunda artan duyarlılıkla birlikte kadın cinayetlerinin de arttığı algısına iki önemli hamleyle yanıt verildi. İlki, “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin, 29 Kasım 2011’de Resmi gazetede yayınlanması idi. Ne var ki aslında ev içi şiddet olarak daha geniş bir kapsama alanı olmasına karşın, sözleşmenin adının Resmi Gazetede, “Kadınlara Yönelik şiddet” yerine, “Aile İçi Şiddet” başlığıyla çevrilerek yayınlanması, aslında Devletin bu konudaki ürkek, kararsız tutumun devam ettiğini gösteriyordu.



İkinci önemli hamle olan TBMM tarafından 8 Mart 2102 tarihinde kabul edilen Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair 6284 Sayılı Kanunda da aile vurgusu daha başlıkta öne çıkarıldı. Böylece, Avukat Hülya Gülbahar’ın ifadesiyle, “Yeni isimle, aile dağılacaksa, kadın karşı şiddete göz yumun, öncelikle aileyi koruyun, mesajı verildi Dolayısıyla kadını birey değil de aile içinde bir süje olarak görme eğiliminin, kadını şiddetten koruma amaçlı çıkarılan ilk yasa olan 4320 sayılı yasanın adının, Ailenin Korunması Hakkındaki Kanun olarak 1998 de kabulüyle başlayan gelenek, Devletteki sürekliliğin devamı ilkesi uyarınca 2012’de de sürdü.

Öte yandan 4320 sayılı Kanun’un kadına yönelik şiddeti öncelikli olarak asayiş sorunu olarak ele alan yaklaşımı, yeni yasada da devam etti. Her ne kadar Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri kurularak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına şiddetin önlenmesi için koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik izleme çalışmaları yapma görevi verildiyse de yasadaki anlatım ve yaklaşımdan kanun koyucunun konuyu ağırlıklı olarak bir asayiş sorunu gibi görme yaklaşımından vazgeçmediği görülmektedir. Hele gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluğa verilen aile mahkemesine ve mülki amire ait yetkileri kullanabilme olanağı, artık kolluğu kadına yönelik şiddetin önlenmesinde en etkili süje haline getirdi.

Nitekim en yakıcı sorun olan şiddet mağduru kadını, olayın sıcağı sıcağına ve devamında bilgilendirip gerekli önlemleri almak için rehberlik edecek kişi, yeni yasada da yine sosyal çalışmacı olmadığından görev yine karakoldaki polise düşmektedir.

Oysa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Nahide Opuz / Türkiye Kararı doğru okunursa, mahkemenin kadının eş şiddetinden korunmasında Devlet organlarının bir refleksi olmadığını, önlemlerin kopuk kopuk, koordinasyonsuz olarak alındığına işaret ettiği görülecektir. Mevcut durumda sorun gene sadece asayiş sorunu gibi algılanmakta ve polisiye ya da hukuki önlemlerle çözüm aranmaktadır. Oysa çözüm, koruma refleksinin oluşturulmasına bağlıdır. Bu da sorunu sahiplerine bırakmakla olur. Kolluk burada doğrudan çözüm olamaz. Çünkü kadına yönelik şiddetin temelinde erkekle arasındaki eşitsiz güç ilişkisi vardır. Sorunun sahipleri ise alanda sosyal hizmetlere ilişkin sivil ve devlet kurumlarıyla, olay adliyeye bildirildikten sonraki süreçte aile mahkemeleridir. Kadını şiddetten koruyacak önlemleri alacak olan aile mahkemelerinin bu tedbirlerin uygulanmasını da izleyip sorumluluk almaları eşyanın doğasına uygun olacaktır. Yeni kanunun işleyişine ilişkin çıkarılacak olan yönetmelikle bu yaşamsal eksikliğin giderilmesi, aile mahkemelerine ve özellikle bakanlık bünyesindeki sosyal çalışmacılarla, sivil toplum kuruluşlarındaki gönüllülere daha çok üstünlük tanınması kolluğun üzerindeki bu gereksiz yükün kaldırılarak, kurumlar arası iletişim ve işbirliğinin bu şekilde sağlanması, yasanın korumak istediği değer açısından gereklidir. Yoksa gösterilen bunca çabaya karşın, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin artışına bakılarak, bardak dolu mu ya da boş mu diye sormanın yararı yoktur. Çünkü bardağın dibi deliktir.

Eray Karınca
Kadına Şiddet Kime Emanet 6.5.2012 Radikal Ek


 

İlişkili Kavramlar: Kadın Hakları Haberleri · Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve

Nisan 2012 de KAHDEM

9 Mayıs 2012 ·

8 Nisan- 8 Mayıs 2012 KAHDEM sayısal Verileri

KAHDEM forumundaki Konu sayısı = 4638

KAHDEM Konularının okuyucu sayısı = 24.465.814

KAHDEM Konularındaki yanıt (mesaj) sayısı = 8949

Destek ve emek veren herkese teşekkürlerimizle

http://www.turkhukuksitesi.com/forumdisplay.php?f=78

İlişkili Kavramlar: Güncel Hukuki Destek

Töre savunması yapan avukata disiplin cezası verildi

26 Mart 2012 ·

Diyarbakır Barosu /Disiplin Kurulu

Karar

Özet:
“tüm dosya kapsamı dikkate alındığında baromuz üyesi Av.Z.Y.nin töre cinayeti nedeniyle yargılanmakta olan müvekkillerinin savunmasında hakkında disiplin soruşturması açılmasını gerektiren sözlerin savunma hakkı kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği kurulumuzda tartışılmış olup 1136 sayılı Avukatlık kanununun 158 maddesi esas alınarak şikayetli avukatın TBB meslek Kurallarının 3,4,5,ve 6.maddeleri ile Avukatlık kanununun 34.maddesi gözönünde bulundurulduğunda yapılan savunmanın ilgili maddeleri ihlal ettiği kanaatine varılmış ve kullanılan sözlerin savunma hakkı kapsamında düşünülmesine olanak görülmemiştir.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Diyarbakır Barosuna ….. sicil numarası ile kayıtlı şikayetli avukat Z.Y. hakkındaki şikayetin dosya kapsamındaki belge bilgi ve deliller ışığında sabit olan eylemi Avukatlık Yasası 34.ve 134 maddelerine ve Meslek Kurallarının 3,4,5 ve 6 maddelerine açıkça aykıırlık teşkil ettiğinden kabulü ile … sicil numarası ile Baromuza kayıtlı Av.Z.Y.nın Avukatlık kanunu 135/1 maddesi uyarınca UYARMA cezası ile cezalandırılmasına…..08.06.2011

——————
Av.Habibe YILMAZ KAYAR
 
http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?p=553942#post553942

İlişkili Kavramlar: Kadın Hakları Haberleri · Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve

Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun

20 Mart 2012 ·

 

20 Mart 2012 SALI
Resmî Gazete
Sayı : 28239

KANUN

AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN

ÖNLENMESİNE DAİR KANUN

Kanun No. 6284 Kabul Tarihi: 8/3/2012

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Temel İlkeler ve Tanımlar

Amaç, kapsam ve temel ilkeler

MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

(2) Bu Kanunun uygulanmasında ve gereken hizmetlerin sunulmasında aşağıdaki temel ilkelere uyulur:

a) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, özellikle Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ve yürürlükteki diğer kanuni düzenlemeler esas alınır.

b) Şiddet mağdurlarına verilecek destek ve hizmetlerin sunulmasında temel insan haklarına dayalı, kadın erkek eşitliğine duyarlı, sosyal devlet ilkesine uygun, adil, etkili ve süratli bir usul izlenir.

c) Şiddet mağduru ve şiddet uygulayan için alınan tedbir kararları insan onuruna yaraşır bir şekilde yerine getirilir.

ç) Bu Kanun kapsamında kadınlara yönelik cinsiyete dayalı şiddeti önleyen ve kadınları cinsiyete dayalı şiddetten koruyan özel tedbirler ayrımcılık olarak yorumlanamaz.

Tanımlar

MADDE 2 – (1) Bu Kanunda yer alan;

a) Bakanlık: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını,

b) Ev içi şiddet: Şiddet mağduru ve şiddet uygulayanla aynı haneyi paylaşmasa da aile veya hanede ya da aile mensubu sayılan diğer kişiler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddeti,

c) Hâkim: Aile mahkemesi hâkimini,

ç) Kadına yönelik şiddet: Kadınlara, yalnızca kadın oldukları için uygulanan veya kadınları etkileyen cinsiyete dayalı bir ayrımcılık ile kadının insan hakları ihlaline yol açan ve bu Kanunda şiddet olarak tanımlanan her türlü tutum ve davranışı,

d) Şiddet: Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı,

e) Şiddet mağduru: Bu Kanunda şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışlara doğrudan ya da dolaylı olarak maruz kalan veya kalma tehlikesi bulunan kişiyi ve şiddetten etkilenen veya etkilenme tehlikesi bulunan kişileri,

f) Şiddet önleme ve izleme merkezleri: Şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik destek ve izleme hizmetlerinin verildiği, çalışmalarını yedi gün yirmidört saat esası ile yürüten merkezleri,

g) Şiddet uygulayan: Bu Kanunda şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışları uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişileri,

ğ) Tedbir kararı: Bu Kanun kapsamında, şiddet mağdurları ve şiddet uygulayanlar hakkında hâkim, kolluk görevlileri ve mülkî amirler tarafından, istem üzerine veya resen verilecek tedbir kararlarını,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Koruyucu ve Önleyici Tedbirlere İlişkin Hükümler

Mülkî amir tarafından verilecek koruyucu tedbir kararları

MADDE 3 – (1) Bu Kanun kapsamında korunan kişilerle ilgili olarak aşağıdaki tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere mülkî amir tarafından karar verilebilir:

a) Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması.

b) Diğer kanunlar kapsamında yapılacak yardımlar saklı kalmak üzere, geçici maddi yardım yapılması.

c) Psikolojik, meslekî, hukukî ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi.

ç) Hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması.

d) Gerekli olması hâlinde, korunan kişinin çocukları varsa çalışma yaşamına katılımını desteklemek üzere dört ay, kişinin çalışması hâlinde ise iki aylık süre ile sınırlı olmak kaydıyla, on altı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının yarısını geçmemek ve belgelendirilmek kaydıyla Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak suretiyle kreş imkânının sağlanması.

(2) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde birinci fıkranın (a) ve (ç) bentlerinde yer alan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde mülkî amirin onayına sunar. Mülkî amir tarafından kırksekiz saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.

Hâkim tarafından verilecek koruyucu tedbir kararları

MADDE 4 – (1) Bu Kanun kapsamında korunan kişilerle ilgili olarak aşağıdaki koruyucu tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim tarafından karar verilebilir:

a) İşyerinin değiştirilmesi.

b) Kişinin evli olması hâlinde müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesi.

c) 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunundaki şartların varlığı hâlinde ve korunan kişinin talebi üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması.

ç) Korunan kişi bakımından hayatî tehlikenin bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması hâlinde ve ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi.

Hâkim tarafından verilecek önleyici tedbir kararları

MADDE 5 – (1) Şiddet uygulayanlarla ilgili olarak aşağıdaki önleyici tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim tarafından karar verilebilir:

a) Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması.

b) Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi.

c) Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması.

ç) Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması.

d) Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması.

e) Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi.

f) Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi.

g) Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi.

ğ) Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi.

h) Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin sağlanması.

ı) Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin sağlanması.

(2) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde birinci fıkranın (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde yer alan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde hâkimin onayına sunar. Hâkim tarafından yirmidört saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.

(3) Bu Kanunda belirtilen tedbirlerle birlikte hâkim, 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda yer alan koruyucu ve destekleyici tedbirler ile 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulması hususlarında karar vermeye yetkilidir.

(4) Şiddet uygulayan, aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan yahut katkıda bulunan kişi ise 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla hâkim, şiddet mağdurunun yaşam düzeyini göz önünde bulundurarak talep edilmese dahi tedbir nafakasına hükmedebilir.

Suçlara ilişkin saklı tutulan hükümler

MADDE 6 – (1) Kişinin silah bulundurması, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmasının suç oluşturması dolayısıyla ya da fiilinin başka bir suç oluşturması nedeniyle;

a) Soruşturma ve kovuşturma evresinde koruma tedbirlerine veya denetimli serbestlik tedbirlerine,

b) Mahkûmiyet hâlinde ceza veya güvenlik tedbirlerinin infazına ve bu çerçevede uygulanabilecek olan denetimli serbestlik tedbirlerine,

ilişkin kanun hükümleri saklıdır.

İhbar

MADDE 7 – (1) Şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin varlığı hâlinde herkes bu durumu resmi makam veya mercilere ihbar edebilir. İhbarı alan kamu görevlileri bu Kanun kapsamındaki görevlerini gecikmeksizin yerine getirmek ve uygulanması gereken diğer tedbirlere ilişkin olarak yetkilileri haberdar etmekle yükümlüdür.

Tedbir kararının verilmesi, tebliği ve gizlilik

MADDE 8 – (1) Tedbir kararı, ilgilinin talebi, Bakanlık veya kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine verilir. Tedbir kararları en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluk biriminden talep edilebilir.

(2) Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir. Ancak şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin devam edeceğinin anlaşıldığı hâllerde, resen, korunan kişinin ya da Bakanlık veya kolluk görevlilerinin talebi üzerine tedbirlerin süresinin veya şeklinin değiştirilmesine, bu tedbirlerin kaldırılmasına veya aynen devam etmesine karar verilebilir.

(3) Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı, geciktirilmeksizin verilir. Bu kararın verilmesi, bu Kanunun amacını gerçekleştirmeyi tehlikeye sokabilecek şekilde geciktirilemez.

(4) Tedbir kararı, korunan kişiye ve şiddet uygulayana tefhim veya tebliğ edilir. Tedbir talebinin reddine ilişkin karar ise sadece korunan kişiye tebliğ edilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ilgili kolluk birimi tarafından verilen tedbir kararı şiddet uygulayana bir tutanakla derhâl tebliğ edilir.

(5) Tedbir kararının tefhim ve tebliğ işlemlerinde, tedbir kararına aykırılık hâlinde şiddet uygulayan hakkında zorlama hapsinin uygulanacağı ihtarı yapılır.

(6) Gerekli bulunması hâlinde, tedbir kararı ile birlikte talep üzerine veya resen, korunan kişi ve diğer aile bireylerinin kimlik bilgileri veya kimliğini ortaya çıkarabilecek bilgileri ve adresleri ile korumanın etkinliği bakımından önem taşıyan diğer bilgileri, tüm resmi kayıtlarda gizli tutulur. Yapılacak tebligatlara ilişkin ayrı bir adres tespit edilir. Bu bilgileri hukuka aykırı olarak başkasına veren, ifşa eden veya açıklayan kişi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

(7) Talep hâlinde ilgililere kişisel eşya ve belgelerinin kolluk marifetiyle teslimi sağlanır.

İtiraz

MADDE 9 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre verilen kararlara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebilir.

(2) Hâkim tarafından verilen tedbir kararlarına itiraz üzerine dosya, o yerde aile mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde aile mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde asliye hukuk mahkemesine, aile mahkemesi hâkimi ile asliye hukuk mahkemesi hâkiminin aynı hâkim olması hâlinde ise en yakın asliye hukuk mahkemesine gecikmeksizin gönderilir.

(3) İtiraz mercii kararını bir hafta içinde verir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.

Tedbir kararlarının bildirimi ve uygulanması

MADDE 10 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre alınan tedbir kararları, Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlükleri ile verilen kararın niteliğine göre Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa en seri vasıtalarla bildirilir.

(2) Bu Kanun kapsamında ilgili mercilere yapılan başvurular ile bu başvuruların kabul ya da reddine ilişkin kararlar, başvuru yapılan merci tarafından Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlüklerine derhâl bildirilir.

(3) Korunan kişinin geçici koruma altına alınmasına ilişkin koruyucu tedbir kararı ile şiddet uygulayan hakkında verilen önleyici tedbir kararlarının yerine getirilmesinden, hakkında koruyucu veya önleyici tedbir kararı verilen kişilerin yerleşim yeri veya bulunduğu ya da tedbirin uygulanacağı yer kolluk birimi görevli ve yetkilidir.

(4) Tedbir kararının, kolluk amirince verilip uygulandığı veya korunan kişinin kollukta bulunduğu hâllerde, kolluk birimleri tarafından kişi, Bakanlığın ilgili il veya ilçe müdürlüklerine ivedilikle ulaştırılır; bunun mümkün olmaması hâlinde giderleri Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak üzere kendisine ve beraberindekilere geçici olarak barınma imkânı sağlanır.

(5) Tedbir kararının ilgililere tefhim veya tebliğ edilmemesi, kararın uygulanmasına engel teşkil etmez.

(6) Hakkında barınma yeri sağlanmasına karar verilen kişiler, Bakanlığa ait veya Bakanlığın gözetim ve denetimi altında bulunan yerlere yerleştirilir. Barınma yerlerinin yetersiz kaldığı hâllerde korunan kişiler; mülkî amirin, acele hâllerde kolluğun veya Bakanlığın talebi üzerine kamu kurum ve kuruluşlarına ait sosyal tesis, yurt veya benzeri yerlerde geçici olarak barındırılabilir.

(7) İşyerinin değiştirilmesi yönündeki tedbir kararı, kişinin tabi olduğu ilgili mevzuat hükümlerine göre yetkili merci veya kişi tarafından yerine getirilir.

Kolluk görevleri

MADDE 11 – (1) Kolluk görevleri, kolluğun merkez ve taşra teşkilâtında bu Kanunda belirtilen hizmetlerle ilgili olarak, çocuk ve kadının insan hakları ile kadın erkek eşitliği konusunda eğitim almış ve ilgili kolluk birimlerince belirlenmiş olan yeteri kadar personel tarafından yerine getirilir.

Teknik yöntemlerle takip

MADDE 12 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre verilen tedbir kararlarının uygulanmasında hâkim kararı ile teknik araç ve yöntemler kullanılabilir. Ancak, bu suretle, kişilerin ses ve görüntüleri dinlenemez, izlenemez ve kayda alınamaz.

(2) Teknik araç ve yöntemlerle takibe ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.

Tedbir kararlarına aykırılık

MADDE 13 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayan, bu kararın gereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur.

(2) Tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresi onbeş günden otuz güne kadardır. Ancak zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez.

(3) Zorlama hapsine ilişkin kararlar, Cumhuriyet başsavcılığınca yerine getirilir. Bu kararlar Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlüklerine bildirilir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Merkezlerin Kurulması, Destek Hizmetleri ve

Kurumlararası Koordinasyon

Şiddet önleme ve izleme merkezlerinin kurulması

MADDE 14 – (1) Bakanlık, gerekli uzman personelin görev yaptığı ve tercihen kadın personelin istihdam edildiği, şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik destek ve izleme hizmetlerinin verildiği, çalışmalarını yedi gün yirmidört saat esasına göre yürüten, çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenen, şiddet önleme ve izleme merkezlerini kurar.

(2) Kurulan merkezlerde şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik izleme çalışmaları yapılır ve destek hizmetleri verilir.

Destek hizmetleri

MADDE 15 – (1) Bu Kanun kapsamında şiddetin önlenmesi ve verilen tedbir kararlarının etkin olarak uygulanmasının izlenmesi bakımından şiddet önleme ve izleme merkezleri tarafından verilecek destek hizmetleri şunlardır:

a) Koruyucu ve önleyici tedbir kararları ile zorlama hapsinin verilmesine ve uygulanmasına ilişkin veri toplayarak bilgi bankası oluşturmak, tedbir kararlarının sicilini tutmak.

b) Korunan kişiye verilen barınma, geçici maddi yardım, sağlık, adlî yardım hizmetleri ve diğer hizmetleri koordine etmek.

c) Gerekli hâllerde tedbir kararlarının alınmasına ve uygulanmasına yönelik başvurularda bulunmak.

ç) Bu Kanun kapsamındaki şiddetin sonlandırılmasına yönelik bireysel ve toplumsal ölçekte programlar hazırlamak ve uygulamak.

d) Bakanlık bünyesinde kurulan çağrı merkezinin bu Kanunun amacına uygun olarak yaygınlaştırılması ve yapılan müracaatların izlenmesini sağlamak.

e) Bu Kanun kapsamındaki şiddetin sonlandırılması için çalışan ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapmak.

(2) Korunan kişilerle ilgili olarak şiddet önleme ve izleme merkezleri tarafından verilecek destek hizmetleri şunlardır:

a) Kişiye hakları, destek alabilecekleri kurumlar, iş bulma ve benzeri konularda rehberlik etmek ve meslek edindirme kurslarına katılmasına yönelik faaliyetlerde bulunmak.

b) Verilen tedbir kararıyla ulaşılmak istenen amacın gerçekleşmesine yönelik önerilerde bulunmak ve yardımlar yapmak.

c) Tedbir kararlarının uygulanmasının sonuçlarını ve kişiler üzerindeki etkilerini izlemek.

ç) Psiko-sosyal ve ekonomik sorunların çözümünde yardım ve danışmanlık yapmak.

d) Hâkimin isteği üzerine; kişinin geçmişi, ailesi, çevresi, eğitimi, kişisel, sosyal, ekonomik ve psikolojik durumu hakkında ayrıntılı sosyal araştırma raporu hazırlayıp sunmak.

e) İlgili merci tarafından istenilmesi hâlinde, tedbirlerin uygulanmasının sonuçları ve ilgililer üzerindeki etkilerine dair rapor hazırlamak.

f) 29/5/1986 tarihli ve 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu hükümleri uyarınca maddi destek sağlanması konusunda gerekli rehberliği yapmak.

(3) Şiddet uygulayanla ilgili olarak şiddet önleme ve izleme merkezleri tarafından verilecek destek hizmetleri şunlardır:

a) Hâkimin isteği üzerine; kişinin geçmişi, ailesi, çevresi, eğitimi, kişisel, sosyal, ekonomik ve psikolojik durumu ile diğer kişiler ve toplum açısından taşıdığı risk hakkında ayrıntılı sosyal araştırma raporu hazırlayıp sunmak.

b) İlgili makam veya merci tarafından istenilmesi hâlinde, tedbirlerin uygulanmasının sonuçları ve ilgililer üzerindeki etkilerine dair rapor hazırlamak.

c) Teşvik edici, aydınlatıcı ve yol gösterici mahiyette olmak üzere kişinin;

1) Öfke kontrolü, stresle başa çıkma, şiddeti önlemeye yönelik farkındalık sağlayarak tutum ve davranış değiştirmeyi hedefleyen eğitim ve rehabilitasyon programlarına katılmasına,

2) Alkol, uyuşturucu, uçucu veya uyarıcı madde bağımlılığının ya da ruhsal bozukluğunun olması hâlinde, bir sağlık kuruluşunda muayene veya tedavi olmasına,

3) Meslek edindirme kurslarına katılmasına,

yönelik faaliyetlerde bulunmak.

(4) Şiddet mağduru ile şiddet uygulayana yönelik hizmetler, zorunlu hâller dışında farklı birimlerde sunulur.

Kurumlararası koordinasyon ve eğitim

MADDE 16 – (1) Bu Kanun hükümlerinin yerine getirilmesinde kurumlararası koordinasyon Bakanlık tarafından gerçekleştirilir.

(2) Kamu kurum ve kuruluşları ile diğer gerçek ve tüzel kişiler, bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak kendi görev alanına giren konularda işbirliği ve yardımda bulunmak ve alınan tedbir kararlarını ivedilikle yerine getirmekle yükümlüdür. Gerçek ve tüzel kişiler, bu Kanun kapsamında Bakanlık çalışmalarını desteklemek ve ortak çalışmalar yapmak üzere teşvik edilir.

(3) Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu ile ulusal, bölgesel ve yerel yayın yapan özel televizyon kuruluşları ve radyolar, ayda en az doksan dakika kadınların çalışma yaşamına katılımı, özellikle kadın ve çocukla ilgili olmak üzere şiddetle mücadele mekanizmaları ve benzeri politikalar konusunda Bakanlık tarafından hazırlanan ya da hazırlattırılan bilgilendirme materyallerini yayınlamak zorundadır. Bu yayınlar, asgari otuz dakikası 17.00-22.00 saatleri arasında olmak üzere 08.00-22.00 saatleri arasında yapılır ve yayınların kopyaları her ay düzenli olarak Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna teslim edilir. Bu saatler dışında yapılan yayınlar aylık doksan dakikalık süreye dâhil edilmez. Bu süreler Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından denetlenir. Televizyon kuruluşları ve radyolarda yayınlanacak bilgilendirme materyalleri, Bakanlık birimleri tarafından üniversiteler, ilgili meslek kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarının da görüşleri alınarak hazırlanır.

(4) Bu Kanunda öngörülen görevlerin yerine getirilmesi sırasında kamu kurum ve kuruluşlarının personeli Bakanlık görevlilerine yardımcı olurlar.

(5) Tüm kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, personel ve üyelerinin bu Kanunun etkin bir biçimde uygulanması amacıyla Bakanlığın hazırlayıp koordine edeceği, kadının insan hakları ile kadın erkek eşitliği konusunda eğitim programlarına katılmasını sağlar.

(6) İlköğretim ve ortaöğretim müfredatına, kadının insan hakları ve kadın erkek eşitliği konusunda eğitime yönelik dersler konulur.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Mali Hükümler

Geçici maddi yardım yapılması

MADDE 17 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre geçici maddi yardım yapılmasına karar verilmesi hâlinde, onaltıyaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının otuzda birine kadar günlük ödeme yapılır. Korunan kişinin birden fazla olması hâlinde, ilave her bir kişi için bu tutarın yüzde yirmisi oranında ayrıca ödeme yapılır. Ancak, ödenecek tutar hiçbir şekilde belirlenen günlük ödeme tutarının bir buçuk katını geçemez. Korunan kişilere barınma yeri sağlanması hâlinde bu fıkrada belirlenen tutarlar yüzde elli oranında azaltılarak uygulanır.

(2) Bu ödemeler, Bakanlık bütçesine, geçici maddi yardımlar için konulan ödenekten karşılanır. Yapılan ödemeler, şiddet uygulayandan tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde tahsil edilir. Bu şekilde tahsil edilemeyenler21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ilgili vergi dairesi tarafından takip ve tahsil edilir.

(3) Korunan kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun tespiti hâlinde yapılan yardımlar, bu kişiden 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.

Nafaka

MADDE 18 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre nafakaya karar verilmesi hâlinde, kararın bir örneği, resen nafaka alacaklısının veya borçlusunun yerleşim yeri icra müdürlüğüne gönderilir.

(2) Nafaka ödemekle yükümlü kılınan kişinin Sosyal Güvenlik Kurumu ile bağlantısı olması durumunda, korunan kişinin başvurusu aranmaksızın nafaka, ilgilinin aylık, maaş ya da ücretinden icra müdürlüğü tarafından tahsil edilir. İcra müdürlüklerinin nafakanın tahsili işlemlerine ilişkin posta giderleri Cumhuriyet başsavcılığının suçüstü ödeneğinden karşılanır.

Sağlık giderleri

MADDE 19 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre hakkında koruyucu tedbir kararı verilen kişilerden genel sağlık sigortalısı olmayan ve genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi kapsamına da girmeyen veya genel sağlık sigortası prim borcu sebebiyle fiilen genel sağlık sigortasından yararlanamayan ya da diğer mevzuat hükümleri gereğince tedavi yardımından yararlanma hakkı bulunmayanlar; bu hâllerin devamı süresince, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında, gelir testine tabi tutulmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılır.

(2) Bu Kanun hükümlerine göre hakkında önleyici tedbir kararı verilen kişinin aynı zamanda rehabilitasyonunun veya tedavi edilmesinin gerekli olduğuna karar verilmesi hâlinde, genel sağlık sigortası kapsamında karşılanmayanrehabilitasyon hizmetlerine yönelik giderler ile rehabilitasyon hizmetleri kapsamında verilmesi gereken diğer sağlık hizmetlerinin giderleri Bakanlık bütçesinin ilgili tertiplerinden karşılanır.

Harçlar ve masraflardan, vergilerden muafiyet ve davaya katılma

MADDE 20 – (1) Bu Kanun kapsamındaki başvurular ile verilen kararların icra ve infazı için yapılan işlemlerden yargılama giderleri, harç, posta gideri ve benzeri hiçbir ad altında masraf alınmaz. Bu Kanunun 17 ncimaddesi uyarınca yapılan ödemeler gelir vergisi ile veraset ve intikal vergisinden, bu ödemeler için düzenlenen kâğıtlar ise damga vergisinden müstesnadır.

(2) Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Kadrolar

MADDE 21 – (1) Ekli listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına ait bölümüne eklenmiştir.

Yönetmelik

MADDE 22 – (1) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar altı ay içinde, Adalet, İçişleri, Maliye, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıklarının görüşleri alınmak suretiyle Bakanlık tarafından hazırlanan yönetmeliklerle düzenlenir.

Yürürlükten kaldırılan hükümler ve atıflar

MADDE 23 – (1) 14/1/1998 tarihli ve 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun yürürlükten kaldırılmıştır.

(2) Mevzuatta 4320 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu Kanuna yapılmış sayılır.

(3) Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce 4320 sayılı Kanun hükümlerine göre verilen kararların uygulanmasına devam olunur.

Şiddet önleme ve izleme merkezlerinin faaliyete geçmesi

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Kanunun 14 üncü maddesinde kurulması öngörülen şiddet önleme ve izleme merkezleri, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde Bakanlık tarafından belirlenecek illerde pilot uygulama yapılmak üzere kurulur. Kuruluşları tamamlanıncaya kadar merkezlerin görevlerinin Bakanlığın hangi birimlerince yürütüleceği Bakanlık tarafından belirlenir.

Yürürlük

MADDE 24 – (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 25 – (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

19/3/2012

LİSTE

KURUMU : AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI

TEŞKİLATI : TAŞRA

 

http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?p=552373#post552373

İlişkili Kavramlar: 6284-Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenme

KAHDEM 5.YIL

12 Mart 2012 ·

KAHDEM  kadının insan hakları ve aile hukuku konusunda kadınlara gönüllü hukuki  destek vermeye devam ediyor.
 
Geride bıraktığımız 5 yılda alana 4370 soru yöneltildi ve  7479 yanıt yazıldı.
 
5 yılda   sadece  mesaj başlıklarının okunması  dikkate alındığında 22.751.227  tekil ziyaretçiye ulaşıldı.
 
 
KAHDEM sayısal verilerinin yıllara göre artışı;

8 Mart 2008 KAHDEM 1 Yaşında Okuyucu sayısı :1.090.665
8 Mart 2009 KAHDEM 2 Yaşında Okuyucu Sayısı :4.467.302
8 Mart 2010 KAHDEM 3 Yaşında Okuyucu Sayısı :9.005.687
8 Mart 2011 KAHDEM 4 Yaşında Okuyucu Sayısı :14.628.955
8 Mart 2012 KAHDEM 5 Yaşında Okuyucu Sayısı :22.751.227

Destek ve emek veren herkese teşekkürlerimizle
http://www.turkhukuksitesi.com/forumdisplay.php?f=78

 
KAHDEM adına

Av.Habibe Yılmaz Kayar

İlişkili Kavramlar: Güncel Hukuki Destek

Şiddetin Önlenmesi Yasası Mecliste

8 Mart 2012 ·

BASINA VE KAMUOYUNA

Dün itibariyle Meclis’te başlayan şiddet yasası görüşmelerini, yaklaşık bir yıldır taleplerimizi yasaya yansıması için hem alanlarda hem de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile müzakerelerde yorulmadan dile getiren kadın örgütleri olarak hayalkırıklığı ve tedirginlikle izliyoruz. Başbakan ve hükümet sözcülerinin kadına karşı şiddeti durdurmaya yönelik ve yasayla ilgili bugüne kadarki sözleri tutmaması, çıkacak yasayı şiddet mağduru kadınların ihtiyaçlarını karşılamaktan giderek uzaklaştırmaktadır. Hükümet kulaklarını kendi dışındaki tüm seslere tıkamış durumdadır. Genel Kurul görüşmeleri sırasında muhalefet partileri ve milletvekilleri tarafından sunulan, yasadaki eksiklikleri ve hataları ortadan kaldırmaya yönelik, kadın örgütlerinin taleplerini de içeren onlarca önerge hükümet tarafından bir çırpıda reddedilmiştir.

Başta yasanın adında “ailenin korunması” ifadesinin yer alması ve yasada “toplumsal cinsiyet” kavramına yer verilmemesi konularındaki hükümetin açıklamaları biz kadınları ikna etmekten çok uzaktır. Gerek tedbirler arasında yer alan şiddet mağduru kadınların kreş hizmetinden yararlanmasına ilişkin düzenlemenin daraltılarak yetersiz hale getirilmesi, gerek şiddet uygulama ihtimali bulunanlar, azmettiren ve yardım edenler aleyhine de tedbir kararı alınması yönündeki çok sayıda önergenin konunun önemi gözetilmeksizin reddedilmesi, gerekse de şiddet vakalarına ilişkin başvurularda uzlaşma ve arabuluculuk girişimlerinde bulunulamayacağı yönünde düzenleme yapılması taleplerinin dikkate alınmaması kabul edilemez örneklerden bazılarıdır.

Gelinen bu noktada, bugün Genel Kurul’da devam edecek yasa görüşmeleri bizim için kritik önem taşımaktadır. Hükümetin dünkü uzlaşmaz tutumundan vazgeçmesini bekliyor, dün yapılan hatalı ve eksik düzenlemelere ilişkin itirazlarımız ve dikkate alınmayan taleplerimiz baki olmak kaydıyla, yasanın etkin, süratli ve caydırıcı olması yönündeki aşağıdaki taleplerimizin dikkate alınmasını istiyoruz:
• Şiddete uğrayan kadınların tek adımda yardım ve korunma alabileceği 7 gün 24 saat ve tek çatı ilkesiyle çalışacak merkezlerinin teşkilat, görev ve kadrolarının kadın örgütlerinin talepleri doğrultusunda düzenlenmesini;
• Yasada sığınaklar ve cinsel şiddet kriz merkezlerinin yer almasını;
• Kadın örgütlerinin şiddet ve cinayet davalarına müdahilliğinin kabul edilmesini;
• Zorlama hapsi kararı için tedbir kararı verilen, tedbir kararına aykırılığın gerçekleştiği, şiddet mağdurunun bulunduğu yer aile mahkemelerinin tümünün yetkili olmasını;
• Kadınlara yapılacak maddi yardımın Bakanlık tarafından karşılanmasını;
• Kadının sağlık güvencesi şiddet uygulayana bağlı olması durumunda sağlık masraflarının devlet tarafından karşılanmasını talep ediyoruz.

Günde en az 5 kadının yaşama, çalışma, evlenme, boşanma, giyinme ve benzeri hakları için öldürüldüğü dünyanın tek ülkesi olan Türkiye’de, buna dair rahatsızlığı olan başta kadın milletvekilleri olmak üzere tüm vekilleri bu konudaki taleplerimize destek vermeye çağırıyoruz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Türkiye’den 241 kadın örgütünün temsil ettiği milyonlarca kadın olarak yasaya karşı gösterilen erkek egemen dirence karşı susmayacağımızı, yasanın peşini bırakmayacağımız haykırıyoruz!

241 Kadın Örgütü adına
ŞİDDETE SON PLATFORMU

İlişkili Kavramlar: Basın Açıklamaları

Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Yasası

2 Mart 2012 ·

Hükümet tarafından komisyona sevk edilen Kadına Yönelik Şiddetin önlenmesine ilişkin tasarıya kadın örgütlerinin örgütlerinden itirazlar ve konu ile ilgili olarak 3 Mart 2012 Cumartesi günü eş zamanlı olarak yapılacak basın açıklaması çağrısı aşağıdadır.

Alıntı:

 

 

 

 

 

 

 

ŞİDDETE SON PLATFORMU
1 Mart 2012
31 OCAK 2012 TARİHLİ BAKANLIK TASLAĞINDA KABUL EDİLEN TALEPLERİMİZ VE METNİN EKSİKLİKLERİNE DAİR MADDE BAZLI İNCELEMEKadın örgütlerinin yasaya ilişkin başlıca talepleri:
• Kadına yönelik şiddetin insan haklarına aykırılık teşkil ettiğinin açıkça ifade edilmesi,
• Ayrımcılık yasağı, fiili eşitsizlikler gibi şiddetin arkasındaki dinamiklere dair düzenlemelere yer verilmesi,
• Temel ilkeler bölümünde uluslararası sözleşmelere ve özellikle İstanbul Sözleşmesi`ne atıf yapılaması,
• Cinsel yönelim ve cinsel kimliği ifadelerinin yasaya eklenmesi,
• Mağdur yakınlarının ve şiddete tanıklık edenlerin de koruma kapsamına alınması,
• Kadın örgütlerinin şiddet ile ilgili her türlü davada müdahilliklerinin kabul edilmesi,
• Sığınaklar ve cinsel şiddet kriz merkezlerine ilişkin düzenlemelere yer verilmesi,
• Tedbir kararlarının gerektiğinde süresiz verilebilmesi,
• Çocukların velayet hakkının koruma süresince, kadının talebi ile şiddet mağduru tarafından kullanılacağı, çocukların şiddet uygulayan ile kişisel ilişkisinin bu süre boyunca kaldırılacağı veya denetime tabi tutulacağı düzenlemesine yer verilmesi,
• Şiddet uygulayanların yanı sıra, şiddeti azmettirenlere ve yardım edenlere karşı da tedbir alınması ve bu kişilerin de tedbir kararına aykırılıktan ötürü cezalandırılması,
• Hâkim ve savcılar dahil olmak üzere bu vakalarda görev alacak herkese yönelik kadının insan hakları, toplumsal cinsiyet, kadın erkek eşitliği konularını içeren eğitimler verilmesi,
• Şiddet ile ilgili yasal başvuru süreçlerinde taraflar arasında arabuluculuk ve uzlaşma girişiminde bulunulamayacağının düzenlenmesi,
• Şiddet mağdurlarının zararlarının tazmin edilmesi,
• Yasanın uygulamasını etkili şekilde izleyecek ve denetleyecek Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerinin kurulması.

1. AMAÇ, KAPSAM VE TEMEL İLKELER:
• Kanun kapsamındaki tanımlayıcı ve kategorize edici ifadeler metinden çıkarıldı; `kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurları` ifadesi ile kapsam daha geniş şekilde düzenlendi.
• Cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim ifadeleri eklenmedi.
• Temel ilkeler başlığı altında düzenlenmiş olan bölümde başka bazı taleplerimiz de kabul görmedi, son gün sadece genel bazı düzenlemeler metne dahil edildi.
• Türkiye`nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler 1. madde kapsamına eklendi.
• Vurgulamak amacıyla İstanbul Sözleşmesi özel olarak metne yazılmıştı ancak çıkarıldı.
2. TANIMLAR:
• Tanımlarda `ev içi şiddet`, `toplumsal cinsiyet`, `şiddet mağduru`, `şiddet uygulayan` tanımları yapıldı. Ancak “fiili eşitlik hayata geçirilmelidir” ifadesi taslağa giremedi.
• Şiddet tanımlamasında fiziksel, psikolojik, cinsel, sözlü veya ekonomik şiddet olabileceği, bunların tehdit içerikli tutum ve davranışlar ile özgürlükten alıkonulması şeklinde tezahür edebileceği, toplumsal, özel veya kamusal alanda tezahür edebileceği ifade edildi.
• Yapılan şiddet mağduru tanımı, dolaylı da olsa şiddete maruz kalanları ve etkilenenleri de kapsayacak şekilde genişletildi.
3. MÜLKİ AMİR YETKİ VE GÖREVLERİ:
• Mülki amirlere verilen yetkiler sadece ve sadece kadınların acil ihtiyaçlarına yönelik olarak etkin ve hızlı bir şekilde karar alınması gerekenler konulara dair düzenlendi. Bununla birlikte mülki amir tarafından alınacak bütün kararların hakim tarafından da alınabileceği düzenlendi.
Buna göre mülki amirler,
• Uygun barınma yeri sağlanması,
• Tehlikleri hallerde fiziki yakın koruma sağlanması,
• Geçici maddi yardım sağlanması konularında yetkili olacak.

• Mülki amirlerin, şiddet vakalarında `uygun görecekleri tedbirlere hükmedebileceği` ifadesison anda metne eklenen hatalı bir düzenleme olarak kaldı.
• Mülki amirler tarafından psikolojik destek sağlanmasının mülki amirin yetkileri arasından çıkarılmasını talep ettik, bu talebimiz önce kabul edildi, son anda bu düzenleme tekrar metne eklendi.
4. AİLE MAHKEMELERİ TARAFINDAN ALINAN KORUYUCU VE ÖNLEYİCİ TEDBİRLER:
• Hakimin muhakemesine giren konular mahkemelerin görev alanı olarak düzenlendi.
• Hakimin şiddet mağduru hakkında vereceği koruyucu tedbirler ile şiddet uygulayana karşı vereceği önleyici tedbirler ayrı madde başlıkları halinde düzenlendi.
• Yasa kapsamında düzenlenen bütün tedbir kararlarının hakim tarafından alınabileceği hususu eklendi. Şiddet vakalarında `hakimin uygun göreceği başkaca tedbirlere hükmedebilmesi` önce çıkartılmıştı, sonra tekrar geri eklenerek taslakta yer aldı.
• Bilindiği gibi Danıştay tarafından Aile Konutu Şerhine ilişkin yürüyen dava nedeniyle yürütmeyi durdurma kararı verilmiş ve bu nedenle aile konutu şerhi konulması için aylarca sürecek davalar açmak zorunda kalmıştık. Buradaki mağduriyeti gidermek açısından, ekonomik şiddeti önlemek için alınacak tedbirlerden biri olarak Aile Konutu Şerhi konulması hususunun da bu yasa kapsamındaki tedbirlerden biri olarak açıkça yazılmasını istedik ve ısrarcı olduk, bu talebimiz taslağa yansıtıldı.
• Kreş tedbirine ilişkin talebimiz taslağa yansıtıldı.
• Hayati tehlikesinin olması halinde kadınların Bakanlık tarafından başka bir ülkeye yerleştirilmesine ilişkin talebimiz 12-13-15 Ocak tarihli toplantılarda prensip olarak kabul edilmesine rağmen taslağın son halinde yer almadı.
• Yürürlükte olan 4320 Sayılı yasa tedbir kararları verilirken şiddetin belgelenmesinin aranmayacağı yönünde düzenlemeye yer vermektedir,bu nedenle mevcut durumdan geriye bir düzenlemeyi kabul edemeyeceğimizi bildirdik ve şiddetin belgelenmesinin aranmayacağı taslakta yer aldı.
• Yine uygulamada en büyük sorunlardan beri tedbir başvurularının yetki nedeniyle Mahkemelerce red edilmesiydi, bu nedenle taslağa “en çabuk ve en kolay ulaşılabilir aile mahkemesine “ başvurulabileceği maddesi eklendi.
• Tedbir karalarının derhal alınacağı yönüdeki düzenleme, uygulamada “derhal” düzenlemesinin suistimale yol açacağı ve günlerce tedbri kararlarının verilemeyeceği, kadına yönelik şiddetin boyutlarının arttığı şu günlerde yargının en seri şekilde hareket etmesinin zorunlu olduğu yönündeki ısrarlarımız sonucu madde “karar dosyanın kaydedildiği gün “ verilir şeklinde düzenlendi.
5. TANIK KORUMA KANUNU`NA YAPILAN ATIF:
Bu atıf ile, hayati tehlikesi bulunan ve bu tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması halinde aydınlatılmış rızaya bağlı olarak Tanık Koruma Kanunu uyarınca kimlik ve diğer bilgi ve belgelerin değiştirilmesi hakkında tedbir alınır düzenlemesi taslağa girdi.
6. GECİKMESİNDE SAKINCA BULUNAN HALLERDE KOLLUK YETKİLERİ:
Şiddet vakalarında çeşitli risk faktörlerine bağlı olarak öylesine durumlar olabilir ki, karar vermeye yetkili otoritelere başvurmak gecikmeye neden olabildiğinden telafisi mümkün olmayan zararları beraberinde getirir. Bu nedenle, gecikmesinde sakınca bulunan haller bakımından bu yasa kapsamında kolluğun yetkilendirilmesi olumlu bir gelişmedir.
Buna göre,
• uygun barınma yeri sağlanması,
• hayati tehlikenin varlığı halinde fiziki koruma sağlanması,
• müşterek konuttan veya halen bulunduğu yerden derhal uzaklaştırılması ve konutun şiddet mağduru bireye tahsisi,
• şiddet uygulayanın korunan bireye, bulundukları konuta, okula, işyerine yaklaşmaması,
• şiddet tehdidi içeren davranış, söz ve hakaretlerde bulunmaması tedbirlerinin alınması bakımından
Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hallerde kolluk, mevcut tedbir kararı olmasa da yetkili olacak ve uyguladığı tedbirleri 48 saat içerisinde yetkili merciin onayına sunacaktır.
• Bu madde özelinde, gecikmesinde sakınca bulunan hallerin tanımlanması bakımından risk faktörlerinin düzenlenmesini talep ettik. Yönetmelik ile düzenleneceğini ifade edip, taslaktan çıkarıldı.
7. TEDBİR KARARININ SÜRESİ:
• Tedbir kararının süresi bakımından `tehlike esası` kabul edildi ve tehlike devam ettiği sürece, süresiz olarak tedbir kararı verilebileceği düzenlendi.
• Taleplerimiz doğrultusunda tedbir kararının verilmesi bakımından zorunlu haller yerine itiraz üzerine duruşma yapılır ifadesi eklenmişti ancak eski düzenleme aynen kaldı. Bu haliyle zorunlu hallerde duruşma yapılabilecek.

8. ZORLAMA HAPSİ:
Erkeğin taahhüt etmesi halinde zorlama hapsinin uygulanmayacağına ilişkin düzenleme, esastan itiraz ettiğimiz bir konuydu. Yasanın caydırıcılık mekanizmasının, şiddet uygulayan erkeğin taahhüdüne bağlı tutulması itirazlarımızın temel noktasını oluşturdu. Böylece, `taahhüt` şartı taslaktan çıkartıldı.
Bu düzenlemeye göre, tedbir kararına uymayan kişilerin `fiili başka bir suç teşkil etse bile`, üç günden on güne kadar zorlama hapsine, tedbir kararına uymamanın tekrarı halinde ise altı ayı geçmemek üzere on beş günden otuz güne kadar zorlama hapsinin uygulanması söz konusu olacak.
Zorlama hapsi, tedbir kararının gereklerine aykırılık oluştuğu anda şiddet uygulayanın zorlama hapsine maruz bırakılmasını öngören bir sistem. Bu nedenle, Sulh Ceza Mahkemeleri`nde açılan ceza davalarında cezai müeyyidilerin halihazırda uygulanmıyor oluşu, erteleme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kurumlar ile işlevsiz bir mekanizma yerine, zorlama hapsi gibi fiili işlerliği olan bir mekanizma getirildi. Üstelik bu, ceza yargılamasında olduğu gibi iddianame hazırlanma sürecini de atlayarak daha hızlı sonuç alınabilecek bir düzenleme.
9. ŞİDDET ÖNLEME VE İZLEME MERKEZLERİ:
Aslında bu merkezler, gerek bizim taslağımızda gerek sonrasında dile getirdiğimiz taleplerimizde bir izleme denetim mekanizması olarak Müdahale Koordinasyon Merkezleri ve Tek Adım Merkezleri olarak formüle edilmişti. Ancak yukarıda anlatmaya çalıştığımız süreçten de görüleceği üzere Bakanlık taslağındaki merkezlere ilişkin düzenlemelerin tümüyle değiştirilme yönündeki talebimiz kabul görmedi. Merkezlerin çalışma şartlarının komisyonlarda ve yönetmeliklerde genişletilebileceği söylendi.
Ancak yasa kapsamında alınacak tüm tedbir (başvuruları red kararları da dahil) ve zorlama hapsi kararlarının bu merkezlere bildirilmesi yönünde önerdiğimiz düzenleme kabul edildi.
Kadınlar ve erkelere aynı merkezlerde hizmet verilemeyeceğini dile getirdik ve bu nedenle Merkezlerin düzenlendiği 15. madde`nin 4. fıkrasında; şiddet mağduru ile şiddet uygulayana sunulan hizmetlerin zorunlu haller dışında ayrı yerde sunulacağı maddesi eklendi. Bu hüküm her ne kadar uzlaşma ve arabuluculuk yasağını ifade etmese de, minimal bir şekilde taslakta yer aldı.
Sonuçta, en büyük mücadelelerden birini, bakanlık taslağında ilk başta yer alan nüve şeklindeki ‘izleme birimi’nin (geliştirilmek bir yana), maliye bakanlığından gelen bütçe üzerinde yük oluşturacağı itirazı üzerine taslaktan tamamen çıkartılması konusu oluşturdu. Son süreçte taslakla ilgili çalışan akademisyenlerin de desteğiyle taslağa giren tek adım merkezleri de aynı gerekçe ile taslaktan çıkarılmıştı. Nihayetinde iki yıla kadar 14 ilde (önce 10 il idi, son anda 4 il daha eklenmesini sağladık) bu merkezlerin açılması ve ilk elde bu merkezlerde çalışacak tercihen kadın 5577 yeni kadro açılması düzenlendi.
Merkezlerin İlk Etapta Kurulacaği İller:
Adana, Ankara, Balıkesir, Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Konya, Samsun, Trabzon, Van (Adana, Van, İstanbul ve Ankara’nın da listeye dahil edilmesi 31 Ocak günü sağlandı.) Merkezlerin her ilde kurulmasının önemini ve gerekliliğini belirtmemize rağmen taslağa bu konuda hüküm konulmadı, diğer hususların yönetmelik ile düzenleneceği belirtildi.

10. GÖREVLİLERİN EĞİTİMİ:
• Kolluğun, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğinde olmayan meslek kuruluşları nezdinde çalışan ve şiddet vakalarında görev alacak personelin, `kadının insan hakları`, `kadın erkek eşitliği`, `toplumsal cinsiyet` konularında eğitim alması düzenlendi.
• Yasanın temel uygulayıcıları olan hakim ve savcıların eğitim almasını talep ettik. Ancak bu talep kabul edilmedi.
11. SAĞLIK TEDBİRİ:
Bakanlık taslağı uyarınca sadece Sosyal güvencesi olmayan kadınların sağlık giderlerinin bu yasa kapsamında karşılanması düzenlenmişti. Oysa, kadınların eşleri nedeniyle sosyal güvencesinin olması durumunda, bu hal çoğu zaman gizliliği ihlal etme tehlikesi taşımaktadır. Bu nedenle kadınların eşleri nedeniyle sosyal güvencesi olması durumunda, kadın lehine ücretsiz sağlık hizmeti sunulmasına dair tedbir kararı verilmesi yönündeki talebimiz kabul edilmedi.
12. MÜDAHİLLİK : 19 Eylül`den bu yana bütün ısrarlarımız, şiddet ile ilgili her türlü davaya kadın örgütlerinin katılmasının yasal olarak tanınması yönünde oldu. Bu talep kabul edilmedi, sadece Bakanlık`ın müdahilliği düzenlendi. Bu haliyle bu düzenleme sorunludur.
13. NAFAKA: Taleplerimiz doğrultusunda nafakanın icra müdürlükleri tarafından re’sen tahsiline ilişkin ayrıntılı bir düzenleme yapıldı.
14. UZLAŞMA VE ARABULUCULUK: Bütün taleplerimize rağmen, İstanbul Sözleşmesi`nin Türkçe metni üzerinden dile getirdiğimiz hususlara rağmen bu konu ayrı bir madde olarak düzenlenmedi.
15. SUÇLARIN KABUL EDİLEMEZ GEREKÇELERİ: Bizim taslağımızda yer alan bu husus Bakanlık taslağında yer almadı. Bizim taslağımızdaki konuyla ilgili düzenleme şu şekildedir:
Suçların kabul edilemez gerekçeleri;
Madde 32 –
1. Bu Kanun kapsamında yer alan şiddet eylemleri ile ilgili olarak alınacak tedbirler ve başlatılacak cezai işlemlerde kültür, örf ve adet, gelenek veya “namus” gerekçeleri kabul edilemez. Bunlara, mağdurun, kültürel, dinî, toplumsal ya da geleneksel olarak kabul gören uygun davranış normlarını ve âdetlerini ihlal ettiği iddiaları da dâhildir. Bu gerekçelerin hiç biri cezasızlık/cezai sorumluluğun “tahrik indirimi” vb. gerekçelerle azaltılmasına neden olamaz.
Cezaların belirlenmesinde ve infaz edilmesinde hiçbir şekilde iyi hal, pişmanlık gibi cezai indirimleri uygulanamaz. Cezalar kısa süreli seçenek yaptırımlara ve/veya adli para cezasına çevrilemez.
Bu Kanun kapsamındaki hukuki ve cezai süreçlerde, mağdurun cinsel geçmişi ve tercih, tutum ve davranışlarıyla ilgili var olan kanıtlara yalnızca doğrudan davayla ilgili ve kesinlikle gerekliyse izin verilir. Bu tür kanıtlar, ancak doğrudan davayla ilgili ve kesinlikle gerekli ise toplanır.
16. YARGILAMA KURALLARI: Bizim taslağımızda yer alan bu husus Bakanlık taslağında yer almadı. Bizim taslağımızdaki konuyla ilgili düzenleme şu şekildedir:

Yargılama kuralları
Madde 34 – Aile mahkemesinin uzun vadeli tedbir kararları için duruşma açtığı ya da asliye ceza mahkemesinde bu yasa uyarınca gerekli davaların açıldığı durumlarda;
a. mağdur ve failler arasındaki iletişimin mahkemede ve kolluk kuvvetlerinin mevkiinde, mümkün olduğu ölçüde önlenmesi sağlanır.
b. mağdurun, kendisinin veya ailesinin tehlikede olabileceği durumlarda, mağdurun esasen mevcut ve uygun iletişim teknolojilerinden yararlanarak mahkeme salonuna gitmeden ya da en azından fail olduğu iddia edilen kişinin mahkeme salonunda bulunmadığı bir ortamda ifade vermesi sağlanır.
c) Mümkün ve uygunsa, mağdurla yapılacak bütün mülakakatların aynı kişiler tarafından gerçekleştirilmesi,
d. Mağdurla yapılacak mülakatların cezai işlemlerin amacı için gerekli olan kadar ve mümkün olduğunca sınırlı tutulması;
e. Mağdurun yasal temsilcisinin eşlik etmesi,
f. Mağdurla yapılan tüm mülakatların sesli-görüntülü olarak kaydedilmesi ve bu kayıtların gerektiğinde mahkeme işlemlerinde delil olarak kabul edilmesi sağlanır.
g. Bu kanun kapsamındaki davaları (gizlilik kararı verilen durumlar hariç), ilgili kamu kuruluşları, ilgili kurumlar ve sivil toplum örgütleri, mağdur yanında müdahil olarak takip edebilir.
17. KANUNUN NUMARASI: Yeni çıkan kanunlara yeni kanun numarası verilmesi zorunluluğu nedeniyle 4320 numarası kalamıyor dendi. Bütün ısrarlarımıza rağmen bu talebimiz kabul görmedi.
18. ŞİDDETTEN KORUMA BÜROLARI: Savcılık ve kolluk bünyesinde kurulacak şiddet önleme büroları taslağın ilk halinde vardı, ancak –itirazlarımıza rağmen- çıkarıldı.
19. KADIN CİNAYETLERİ BİRİMİ: Savcılık ve kolluk bünyesindeki büroların çıkartılması üzerine, 28-29-30 Ocak günlerindeki çalışmada Av. Hülya Gülbahar tarafından alttaki özel birim maddesi önerildi. Ancak bu öneri de kabul edilmedi ve taslağa yansıtılmadı.
KADIN CİNAYETLERİ İLE İLGİLİ BİRİM
Bakanlık bünyesinde Cumhuriyet Başsavcılığı, Emniyet ve Jandarma Genel Müdürlükleri, İçişleri ve Adalet Bakanlığı temsilcisi, Adli Tıp temsilcisi ve kadına karşı şiddet alanında çalışan sivil toplum örgütü temsilcilerinden oluşan ve kadın cinayetlerinin önlenmesi, yaşamsal tehlike içeren vakaların takibi konularında çalışmak üzere özel bir birim kurulur. Birimin kuruluşu ve çalışma esaslarına ilişkin esaslar yönetmelik ile belirlenir.
X. MERKEZLERE İLİŞKİN olarak 5 Şubat 2012’de Ankara’da Pınar İlkkaracan ve Kadın Dayanışma Vakfı’ndan Ebru Hanbay’ın katılımıyla Bakanlık’ta bir toplantı yapıldı.

 

 

 

Alıntı:

 

 

 

 

 

 

 

BASINA ve KAMUOYUNA

KADINLAR, SIDDETE KARSI ETKILI BIR YASA ISTIYOR!

Yaklasik bir yildir tum Turkiye’den 237 kadin orgutu olarak, kadina yonelik siddete karsi cikarilacak yasanin hazirlik calismalariyla ilgili oncelikle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanligi olmak uzere cok sayida kurum ve kisi ile gorusmelerimizi surduruyoruz. Ancak gelinen son noktada sanki tum bu muzakereler olmamis gibi, hukumet kadinlara verdigi sozleri unutarak onaylamadigimiz bir yasa metnini meclise sevk etti. Biz kadinlar olarak, hukumetin uluslararasi siyasi arenada ve AB nezdinde prestij malzemesi olarak kullanacagi ancak siddete karsi kalici cozum getirmekten, kadinlarin ihtiyaclarina yanit vermekten uzak bu tasariyi sahiplenmiyoruz.

1 Mart Persembe gunu itibariyla, TBMM Kadin Erkek Firsat Esitligi Komisyonu ve Adalet Komisyonu’nda tartisilan bu tasariyla ilgili olarak Sayin Bakan Fatma Sahin’in, verdigi sozu tutmasini ve;
• Bakanlar Kurulu’nun tasarinin adindan baslayarak tum icerigine yaptigi mudahalenin geri alinmasini,
• Kadin orgutlerinin talepleri dogrultusunda bir siddet yasasi cikartilmasini istiyoruz.

Hukumet tarafindan 8 Mart 2012 tarihinde yasalastirilmasi istendiginden gereksiz bir telasla ele alinan bu yasadaki her bir kelimenin, kadinlarin hayatlarini yakindan ilgilendirdigini ve hata kaldirmayacagini bir kez daha hatirlatmak istiyoruz.

Sadece kadinlarin degil, tum dunyanin ve Turkiye kamuoyunun nefesini tutup beklemekte oldugu siddet yasasi ile ilgili guncel durumu ve taleplerimizi paylasacagimiz pek çok ilde eş zamanli olarak duzenleyecegimiz basin aciklamamamiza hepinizi davet ediyoruz.
SIDDETE SON PLATFORMU

Tarih 3 Mart 2012 Cumartesi
Saat 12:30

 

 

İlişkili Kavramlar: Diğer

25 Kasım 2011 KAHDEM bildirisi

25 Kasım 2011 ·

[B]25 Kasım 2011 KAHDEM bildirisi [/B]
 
 
[B]ULUSLARARASI STANDARTLARDA ŞİDDETTEN KORUNMA KANUNU[/B]
Kadına yönelik şiddetin yaygın ve sürekli olarak devam etmesi karşısında yeni ve daha kapsamlı bir yasa yapma ihtiyacı bulunmaktadır. Yeni yasa yapma sürecinde yol gösterici olarak uluslar arası standartları belirleyen sözleşmeler dikkate alınmalıdır.
 
Türkiye Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesinin ilk imzacısıdır Sözleşme Bakanlar Kurulunca hiçbir çekince olmaksızın TBMM genel kuruluna da çekincesiz olarak sevk edilmiş ve TBMM Genel Kurulu, ‘25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’ öncesinde, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısını kabul ederek, yasalaştırmıştır.
 
Sadece sözleşmenin imzacısı olmak yetmez.Önemli olan sözleşmedeki standartların yasaya ve uygulamaya yansımasıdır.
 
Uluslararası mücadele deneyiminden elde edilen sözleşme ilkeleri yeni hazırlanan yasa taslağında eksiksiz yer almalıdır.Aksi halde yapılacak yeni yasa sadece gündelik sorunlara pansuman işlevi görecektir.
 
Sözleşmeler ve uluslararası deneyimler göstermektedir ki:
 
Şiddetin bataklığı ;kadın ve erkek arasındaki yasal ve fiili eşitsizlik ve ayrımcılıktır.Şiddetin önlenmesi için eşitsizliği ve şiddeti derinleştiren sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesi zorunluluk olup tüm toplumun, özellikle erkeklerin ve erkek çocuklarının bütün şiddet biçimlerinin önlenmesine aktif bir şekilde katkıda bulunmaları için teşvik edilmesi ve her gerçek ve tüzel kişinin şiddetten korunması gerekir.
 
Kadınların bağımsız bir birey olarak güçlenmesi amacı her aşamada gözetilmeli ve bütün şiddet biçimlerinin çocuklar üzerindeki sonuçlarının önlenmesi gerektiğinin toplum içinde anlaşılması ve bu konuda farkındalığın arttırılması gerekir.
 
Her türlü şiddet vakalarına dair ilgili ayrıştırılmış toplumsal cinsiyet duyarlılığı çerçevesinde istatistiksel verilerin toplanması ve kamuya açıklanması ve bütünsel yaklaşımla tüm hedeflerin gerçekleşmesi için bütçeden pay ayrılması gerekir
 
Şiddet mağdurları ve şiddetin başta çocuklar olmak üzere tanıklarını ve yakınlarını, daha öte şiddet fiillerine karşı korunmalı,koruma; mağdurun şikâyette bulunmasına veya faile karşı tanıklık etmesine bağlı olmamalıdır.
 
Mağdurun insan haklarına ve güvenliğine odaklı merkezileşmiş destek ve cinsiyetlendirilmiş anlayış sağlanmalı,mağdurun bilgi edinmesi ve yasal olanaklardan etkili yararlanabilmesi için dil desteği sağlanmalıdır.
 
Yasal destek birimleri erişilebilir olmalı ve aynı zamanda yeterli sayıda, uygun ve kolayca ulaşılabilir sığınaklar açılmalıdır
 
Kültür, örf ve adet, din, gelenek veya “namus” ise şiddet eylemlerinin bir gerekçesi olarak kabul edilemez.
 
Şiddeti önleme yasa tasarısında mutlaka bulunması gerekenler:
 
1-Kadına yönelik şiddetin bir ayrımcılık ve kadının insan hakları ihlali olduğunun kabulüne ilişkin bir açıklama yasaya eklenmelidir
 
2-Şiddetin ortadan kaldırılması, soruşturulması, cezalandırılması, kadının güçlendirilmesi amacı ve bu amacın gerçekleşmesi için kadınlar ve erkekler arasında somut ve fiili eşitliğin sağlanması ile mümkün olacağı cümlesi yasaya mutlaka eklenmelidir.
 
3-Erken ve zorla evlendirmelere ve kadınlara dijital ortamda işlenen suçlara ilişkin ek düzenleme yapılmalıdır.
 
4-Şiddetten korunması gereken kişiler arasındaki ayrımcılık yasağı sözleşme ile aynı kapsamda açıklanmalı özellikle medeni durum, karşılıklı ilişki içinde olup olmama, cinsiyet kimliği, sağlık durumu gibi muhtemel ayrımcılık tehlikeleri giderilmelidir.
 
5-Sadece şiddet uygulayan veya uygulama ihtimali olan bireyler hakkında değil, şiddeti azmettiren veya yardımcı olan birey hakkında da koruma kararı verilmesi eklenmelidir.
 
6-Çocukların velayet hakkının koruma süresince (kendi talebi halinde) şiddet mağduru tarafından kullanılacağı, çocukların şiddet uygulayan ile kişisel ilişkisinin bu süre boyunca kaldırılacağı veya denetime tabi tutulacağı; çocukların şiddet mağduruna teslimi konularında açık bir hüküm bulunmalıdır.
 
7-Kadınları çocuklar üzerinden kontrol etme uygulamalarına son verilmesi için özel düzenlemeler yapılmalı, dünya hukukunda yürüyen bu yeni yasalaşma süreci iç hukukta da yerleştirilmelidir
 
 
8- 24/04/1985 tarihinde Türkiye tarafından imzalanmış bulunan “Şiddet Suçu Mağdurlarına Devlet Tarafından Tazminat Ödenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi” çerçevesinde, gerekli tazminat ödenir “ düzenlemesi eklenmelidir
 
9-”Aile mahkemesi hâkimleri, Cumhuriyet Savcıları, kolluk görevlileri, sosyal çalışma görevlileri ile diğer ilgililerin görevlerine başlamadan önce veya görevleri süresince, uluslararası sözleşmeler ışığında, şiddet, toplumsal cinsiyet ve kadının insan hakları, kadın-erkek eşitliği, mağdurların hakları ve ihtiyaçlarının yanı sıra ikincil mağduriyetin nasıl önleneceği hakkında gerekli eğitimi almaları zorunludur.” düzenlemesi eklenmelidir
 
 
10-Bu yasa kapsamında başta çocukların cinsel istismarı ve zorla evlendirilmeleri olmak üzere çocuklara karşı işlenen suçlarda yasal işlemlerin başlatılması için zaman aşımı süresi işletilmemeli,TCK’nın ilgili maddeleri bu yasa ile değiştirilmiştir” ibaresi eklenmelidir.
 
 
11-Bu yasa kapsamındaki suçlarda soruşturma ,yargılama öncesinde ve yargılama aşamasında uzlaşma ve arabuluculuk girişimlerinde bulunulamaz, uzlaşma ve arabuluculuk ile ilgili uluslararası ya da ulusal sözleşme ve yasa hükümleri uygulanmaz ibaresi eklenmelidir
 
12-İhlal halinde cezasızlık ve cezai sorumluluğun azaltılmasına yol açan “tahrik ve iyi hal indirimi” yapılamaz,namus savunması dinlenmez.Şiddetin çocuğun önünde gerçekleşmesinde ceza yarı oranda arttırılır.. Cezalar kısa süreli seçenek yaptırımlara ve/veya adli para cezasına çevrilemez. Saldırganın mahkumiyetinin bitmesi halinde mağdur bilgilendirilir düzenlemesi eklenmelidir.
 
13-Mağdurun, kendisinin veya ailesinin tehlikede olabileceği durumlarda, mağdurun esasen mevcut ve uygun iletişim teknolojilerinden yararlanarak mahkeme salonuna gitmeden ya da en azından fail olduğu iddia edilen kişinin mahkeme salonunda bulunmadığı bir ortamda ifade vermesi sağlanır. Eklenmelidir.
 
14-Mümkün ve uygunsa, mağdurla yapılacak bütün mülakatların aynı kişiler tarafından gerçekleştirilmesi,mağdurla yapılacak mülakatların cezai işlemlerin amacı için gerekli olan kadar ve mümkün olduğunca sınırlı tutulması; mağdurun yasal temsilcisinin eşlik etmesi sağlanmalıdır..
 
15-Mağdurla yapılan tüm mülakatların sesli-görüntülü olarak kaydedilmesi ve bu kayıtların gerektiğinde mahkeme işlemlerinde delil olarak kabul edilmesi sağlanmalıdır.
 
16-Bu kanun kapsamındaki davaları (gizlilik kararı verilen durumlar hariç), ilgili kamu kuruluşları, ilgili kurumlar ve sivil toplum örgütleri, mağdur yanında müdahil olarak takip edebilmelidir.
 
17-Bütün şiddet biçimleriyle ilgili olarak; arayanlara, gizlilik içerisinde ya da arayanın kimliğinin gizli kalmasına gereken özeni göstererek danışmanlık vermek, mağdura hakları konusunda bilgilendirme yapmak ve ilgili kurumlara yönlendirmek için ülke çapında, kesintisiz (7/24) çalışan, ücretsiz telefon destek hattı hizmeti sağlayacak bir telefon hattı açılmalıdır.
 
18-Tüm kentlerde en az bir adet olmak üzere, cinsel şiddet mağdurlarına yönelik tıbbi ve adli muayene, tedavi, delillerin saptanması ve saklanması, travma desteği ve danışmanlık sağlamak üzere, yeterli sayıda, uygun ve kolay erişilebilir, tüm hizmet ve desteklerin ücretsiz olacağı cinsel şiddet kriz merkezleri kurulmalıdır..
 
19-Kolluk birimlerince koruyucu tedbir kararı verilinceye kadar öncelikle mağduru, yakınlarını ve tanıkları güvence altına alacak ve saldırganı durduracak/uzaklaştıracak tedbirleri alınmalıdır.
 
20-Koruma kararları aynı gün verilmeli ve aynı gün faile bildirilmelidir.
 
21-Mesai saatleri dışında kolluk ve savcılık –ilk iş günü hakim onayına sunulmak üzere-koruma kararı verebilmelidir.
 
22-Koruma kararı için başvuruda ve infazda hiçbir harç,masraf ve gider alınmamalıdır.
 
23-Koruma kararları kapsamına ısrarlı takip mağdurları alınmalı ve karar verilirken medeni durum,karşılıklı ilişki içinde olup olmama cinsel kimlik,mülteci statüsü ,sağlık duurmu vb sebepler ayrımcılık sebebi oluşturmamalıdır.
 
24-Koruma kararının Aile Mahkemesi veya Savcılıkça verilmesi durumunda da kararın aynı gün içinde verileceği ve faile bildirileceği açıklanmalıdır
 
25-Kadın danışma/dayanışma merkezlerinin, kendilerine başvuran kadınları emniyet ya da jandarmaya bildirme yükümlülüğü yasada yer almamalıdır..
 
26-Kamu kurum ve kuruluşları ile diğer gerçek ve tüzel kişiler, bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak kendi görev alanına giren konularda işbirliği ve yardımda bulunmak ve alınan tedbir kararlarını ivedilikle yerine getirmekle yükümlüdür düzenlemesi yerine ,bu yükümlülük, diğer gerçek ve tüzel kişiler açısından “teşvik edilir “biçiminde açıklanmalıdır
 
27-Kararın ihlali halinde ek olarak “fail derhal ve mevcutlu biçimde savcılığa sevk edilmeli “şeklinde düzenleme eklenmelidir.
 
28-Nafaka kararı verilmiş ise hakim nafakanın tahsili için doğrudan (icra takibine gerek kalmadan) emir verebilmelidir. Ayrıca icra takibi yapılmış ise, itirazla takibin durmayacağı yasaya eklenmelidir.
 
29-Bu yasa kapsamındaki suçlarla ilgili olarak ceza kovuşturmasının başlatılmasında ve yürütülmesinde mağdurun talebi, ifadesi ya da şikayet koşulu aranmaz. Şikayeti ve girişimi üzerine başlatılan kovuşturma, soruşturma ya da dava, şikayet geri alınsa bile devam eder şeklinde . Eklenmelidir.
 
 
Kaynak:
İstanbul Sözleşmesi
222 Kadın Örgütü tarafından hazırlanan alternatif yasa taslağı
KAHDEM bildirileri
 
KAHDEM
Kadınlara Hukuki Destek Merkezi

İlişkili Kavramlar: Basın Açıklamaları

Türkiye, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi Onayladı

25 Kasım 2011 ·

Türkiye kadına şiddetle ilgili sözleşmeyi onaylayan ilk ülke oldu.Türkiye, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni, imza atan ülkeler arasında, parlamentosunda ilk onaylayan ülke oldu.

TBMM Genel Kurulu, ‘25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’ öncesinde, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısını kabul ederek, yasalaştırdı.

Tasarı, 1 çekimser oya karşın 246 oyla kabul edildi.

http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?p=518865#post518865

İlişkili Kavramlar: Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve

Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi

17 Mayıs 2011 ·

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi  

 

CM(2011)49 final       7 Nisan 2011

 

Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi

 

Giriş

Avrupa Konseyi’ne üye Devletler ve bu sözleşmeyi imzalayan diğer Devletler;

İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’yi (Avrupa Antlaşmaları Serisi (ETS) -  No. 5, 1950) ve Sözleşme’nin Protokol hükümlerini,  Avrupa Sosyal Şartı’nı (ETS No. 35, 1961, 1996’da gözden geçirilmiş hali, ETS No. 163), İnsan Ticaretine Karşı Eyleme İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni (ETS No. 197, 2005) ve Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi’ni (ETS No. 201, 2007) hatırda tutarak;

Bakanlar Komitesi’nin Avrupa Konseyi üye ülkelerine: Kadınların şiddete karşı korunmasına ilişkin Tavsiye Kararı’nı Rec(2002)5, toplumsal cinsiyet eşitliği standart ve mekanizmalarına ilişkin Tavsiye Kararı’nı Rec(2007)17, çatışmaların önlenmesi, çözümü ve barışın inşasında kadın ve erkeklerin rollerine ilişkin Tavsiye Kararı’nı Rec(2010) ve diğer ilgili tavsiye kararlarını hatırlatarak;

Kadına yönelik şiddet alanında önemli standartları oluşturan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin büyüyen içtihat hukuku külliyatını dikkate alarak;

Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’ni (1996), Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’yi (1996), Birleşmiş Milletler Kadınlara Karsı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Uluslararası Sözleşmesi’ni (“CEDAW”, 1979) ve Sözleşme’ye Ek İhtiyari Protokol (1999) ile CEDAW Komitesi’nin kadına yönelik şiddete dair 19 No’lu Genel Tavsiye Kararı’nı, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’yi (1989) ve Sözleşme’ye Ek İhtiyari Protokolü (2000) ve Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’yi (2006) göz önünde tutarak;

Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü’nü (2002) göz önünde tutarak;

Uluslararası insancıl hukukun temel prensiplerini ve özellikle Savaş Zamanında Sivillerin Korunmasına Dair 4. Cenevre Sözleşmesi’ni (1949) ve Sözleşme’nin 1. ve 2. Ek Protokol Hükümleri’ni hatırda tutarak;

Kadınlara yönelik her türlü şiddeti ve aile içi şiddeti kınayarak;

Kadın ve erkek arasında yasal ve fiili eşitliğin gerçekleşmesinin kadına yönelik şiddeti önlemede önemli bir unsur olduğunu kabul ederek;

Kadına yönelik şiddetin, erkekler ve kadınlar arasındaki eşitlikçi olmayan güç ilişkilerinin tarihsel bir tezahürü olduğunu ve bu güç ilişkisinin erkekler tarafından kadınlar üzerinde tahakküm kurulmasına ve kadınlara yönelik ayrımcılık yapılmasına yol açtığını ve kadınların ilerlemelerinin önünde engel olduğunu kabul ederek;

Cinsiyete dayalı şiddet gibi kadına yönelik şiddetin yapısal boyutunu ve bu şiddetin erkeklerle kıyaslandığında kadınları zorla ikincil bir konuma sokmanın çok önemli toplumsal mekanizmalarından biri olduğunu kabul ederek;

Kadın ve kız çocuklarının çoğunlukla aile içi şiddet, cinsel istismar, tecavüz, zorla evlendirme, sözde “namus” adına işlenen suçlar ve cinsel organları dağlama gibi insan haklarını ciddi bir şekilde ihlal eden şiddetin pek çok boyutuna maruz kaldıklarını ve bu durumun kadın erkek eşitliğini sağlamanın önündeki en büyük engel olduğunu büyük endişeyle kabul ederek;

Sivil halkı, özellikle de yaygın ve sistematik tecavüz ve cinsel şiddet şeklinde kadınları etkileyen silahlı çatışmalarda süregelen insan hakları ihlallerini ve cinsiyete dayalı şiddetin çatışma sürecinde ve sonrasında artması olasılığını kabul ederek;

Kadın ve kız çocuklarının cinsiyete dayalı şiddete maruz kalma riskinin erkeklerden daha fazla olduğunu kabul ederek; 

Aile içi şiddetin orantısız bir şekilde kadınları etkilediğini ve erkeklerin de aile içi şiddet mağduru olabileceğini kabul ederek;

Çocukların aile içindeki şiddete tanık olmak da dâhil aile içi şiddet mağduru olduklarını kabul ederek;

Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin ortadan kalktığı bir Avrupa yaratmak arzusuyla;

Aşağıdaki şekilde anlaşmışlardır:

Bölüm 1 – Amaçlar, tanımlar, eşitlik ve ayrım gözetmeme, genel yükümlülükler

Madde 1 – Sözleşmenin Amaçları

  1. Bu Sözleşmenin amaçları şunlardır:

a.      kadınları her türlü şiddetten korumak ve kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak, ortadan kaldırmak;

b.      kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve, kadınların güçlendirilmesi yoluyla da dahil olmak üzere, kadın ve erkek arasındaki somut eşitliği teşvik etmek;

c.       kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet mağdurlarını korumak ve bu kişilere destek vermek için kapsamlı bir çerçeveyi, politikaları ve tedbirleri tasarlamak;

d.      kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti ortadan kaldırmak amacıyla uluslararası işbirliğini güçlendirmek;

e.      kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti ortadan kaldırmak üzere bütünsel bir yaklaşımı benimsemeye yönelik etkili bir işbirliği yapmaları için örgütlere ve kolluk kuvvetlerine destek ve yardım sağlamak.

  1. Bu Sözleşme, hükümlerinin Taraf Devletler tarafından etkili bir şekilde uygulanmasını sağlamak amacıyla özel bir izleme mekanizması kurar.

Madde 2 – Sözleşme’nin kapsamı

  1. Bu Sözleşme, aile içi şiddet de dâhil olmak üzere orantısız bir şekilde kadınları etkileyen, kadına yönelik her türlü şiddet biçimi için geçerlidir.
  2. Taraf Devletler, bu Sözleşme’yi tüm aile içi şiddet mağdurlarına uygulamaya teşvik edilir. Taraf Devletler, bu Sözleşme hükümlerinin uygulanmasında cinsiyete dayalı şiddetin kadın mağdurlarını özellikle dikkate alır.
  3. Bu Sözleşme barış zamanlarında ve silahlı çatışma durumlarında uygulanır.  

Madde 3 – Tanımlar

Sözleşmenin amacı bakımından:

a.      “Kadına yönelik şiddet” ister kamusal ister özel alanda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik acı veya ıstırap veren veya verebilecek olan cinsiyete dayalı her türlü eylem veya bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma anlamına gelir ve bir insan hakları ihlali ve kadınlara yönelik ayrımcılığın bir biçimi olarak anlaşılmaktadır.

b.      “aile içi şiddet”, mağdur faille aynı haneyi paylaşsa da paylaşmasa da, aile veya hanede, eski veya şimdiki eşler ya da partnerler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddet anlamına gelir.

c.       “toplumsal cinsiyet” toplum tarafından kadın ve erkeğe yüklenen ve sosyal olarak kurgulanan roller, davranışlar ve eylemler anlamına gelir.

d.      “kadına yönelik cinsiyete dayalı şiddet” doğrudan kadınlara yalnızca kadın oldukları için uygulanan veya orantısız bir şekilde kadınları etkileyen şiddet anlamına gelir.

e.      “mağdur” a ve b bentlerinde belirlenen davranışlara maruz kalan gerçek bir kişi anlamına gelir.

f.        “kadın” ibaresi 18 yaş altı kız çocuklarını da kapsar.

Madde 4 – Temel haklar, eşitlik ve ayrım gözetmeme

1.      Taraf Devletler, özel ve kamusal alanda herkesin, özellikle de kadınların, şiddetten uzak yaşama hakkını korumak ve bu hakkı sağlamak amacıyla gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

2.      Taraf Devletler, kadınlara karşı her türlü ayrımcılığı kınar ve kadınlara karşı her türlü ayrımcılığı önlemek üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri gecikmeksizin alır ve bu kapsamda,

-       kadın erkek eşitliği ilkesini kendi ulusal anayasalarına ya da diğer uygun mevzuata dahil eder ve bu ilkenin uygulamada gerçekleştirilmesini güvence altına alır;

-       kadınlara yönelik ayrımcılığı, ihtiyaç bulunması halinde, yaptırımlar uygulamak yoluyla yasaklar;

-       kadınlara yönelik ayrımcı yasa ve uygulamaları kaldırır.

3.      Taraf Devletler bu Sözleşme’nin hükümlerinin, özellikle de mağdurun haklarını korumaya yönelik tedbirlerin cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya siyasi olmayan görüş, ulusal veya sosyal köken, ulusal azınlık ile ilişkilenme, mülkiyet, soy, cinsel yönelim, cinsel kimlik, yaş, sağlık durumu, sakatlık, medeni hal, göçmen veya mülteci olma durumu ya da benzeri herhangi bir temelde ayrım gözetmeksizin uygulanmasını güvence altına alır.

4.      Bu Sözleşme kapsamında kadınlara yönelik cinsiyete dayalı şiddeti önleyen ve kadınları cinsiyete dayalı şiddetten koruyan özel önlemler ayrımcılık olarak kabul edilemez.

Madde 5 – Devlet yükümlülükleri ve gereken özeni gösterme sorumluluğu

  1. Taraf Devletler kadına yönelik herhangi bir şiddet eylemiyle ilişkilenmekten kaçınır ve devlet adına hareket eden devlet yetkililerinin, görevlilerinin, organlarının, kurumlarının ve diğer aktörlerin bu yükümlülüğe uygun davranmalarını sağlar.  
  2. Taraf Devletler, bu Sözleşme’nin kapsamında olup devlet dışı aktörler tarafından işlenen şiddet eylemlerini gereken özeni göstererek önlemek, soruşturmak, cezalandırmak ve bu eylemlerden kaynaklı mağduriyet için tazminat sağlamak amacıyla gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 6 – Toplumsal cinsiyete duyarlı politikalar

Taraf Devletler bu Sözleşme’den kaynaklanan yükümlülüklerinin uygulamasına ve Sözleşme hükümlerinin etkisinin değerlendirilmesine toplumsal cinsiyet perspektifini dâhil edeceğini ve kadın erkek eşitliği ve kadınları güçlendiren politikalarını teşvik edeceğini ve etkili bir şekilde uygulayacağını taahhüt eder. 

Bölüm II – Bütünsel politikalar ve veri toplama

Madde 7 – Kapsayıcı ve eşgüdümlü politikalar

  1. Taraf Devletler bu Sözleşme’nin kapsamına giren bütün şiddet biçimleriyle mücadele ve bu şiddetin her biçiminin önlenmesi için, ilgili tüm tedbirleri kapsayacak şekilde ülke çapında etkili, kapsayıcı ve eşgüdümlü politikaların kabul edilmesi ve ve uygulanması için gereken yasal veya diğer tedbirleri alır ve kadına yönelik şiddete karşı bütüncül bir mücadele yürütür.
  2. Taraf Devletler 1. fıkrada bahsedilen politikaların, mağdurun haklarını bütün önlemlerin merkezine koyarak hayata geçirilmesini ve bu politikaların tüm ilgili organlar, kurumlar ve örgütlerle etkili işbirliği içerisinde uygulanmasını sağlar.
  3. Uygun olan durumda bu madde gereğince alınacak tedbirlere hükümet organları, ulusal, bölgesel ve yerel parlamentolar ve yetkililer, ulusal insan hakları kurumları ve sivil toplum örgütleri gibi tüm ilgili aktörleri kapsar.  

Madde 8 – Mali kaynaklar

Taraf Devletler, bu Sözleşme’nin kapsamına giren şiddetin tüm biçimleriyle mücadeleye ve şiddetin her biçiminin önlenmesine yönelik bütünleştirilmiş politika, önlem ve programların bunları yerine getiren hükümet dışı örgütleri ve sivil toplumu da dâhil ederek yeterli düzeyde hayata geçmesi için uygun mali kaynakları ve insan kaynaklarını tahsis eder.

Madde 9 – Hükümet dışı örgütler ve sivil toplum

Taraf Devletler, ilgili hükümet dışı örgütlerin ve sivil toplumun kadına yönelik şiddetle mücadele alanında her düzeyde yaptıkları çalışmaları göz önüne alır, teşvik eder, destekler ve bu örgütlerle etkili işbirliği gerçekleştirir.

Madde 10 – Eşgüdümü sağlayan birim

  1. Taraf Devletler bu Sözleşme’nin kapsamına giren bütün şiddet biçimleriyle mücadeleye ve şiddetin her biçiminin önlenmesine yönelik politika ve önlemlerin eşgüdümünden, uygulanmasından, izlenmesinden ve değerlendirilmesinden sorumlu bir ya da birden fazla resmi birim saptar ya da kurar. Bu birimler 11. maddede bahsedilen verilerin toplanması ve sonuçların analiz edilip yayılmasında eşgüdümü sağlar.
  2. Taraf Devletler, bu madde gereğince saptanan veya kurulan birimlerin 8. madde gereğince alınacak önlemlerin genel niteliği hakkında bilgi almalarını sağlar.
  3. Taraf Devletler, bu madde gereğince saptanan veya kurulan organların Taraf ülkelerdeki meslektaşlarıyla doğrudan haberleşmelerine ve ilişki kurmalarına yardımcı olur.

Madde 11 – Veri toplama ve inceleme

  1. Taraf Devletler, Sözleşme’nin amacı bakımından:

a.      sözleşme kapsamında yer alan her türlü şiddet vakalarına dair ilgili ayrıştırılmış istatistiksel verileri belirli aralıklarla toplamayı;

b.      bu Sözleşme’nin kapsamına giren bütün şiddet biçimleriyle ilgili yapılan araştırmaları; şiddetin temel nedenlerini ve sonuçlarını, şiddet vakalarını ve mahkûmiyet oranlarını, ek olarak bu Sözleşme’nin uygulanması için alınan tedbirlerin etkisini incelemek amacıyla destekleyeceğini taahhüt eder.

  1. Taraf Devletler, bu Sözleşme kapsamına giren bütün şiddet biçimlerinin yaygınlığını ve şiddete olan eğilimleri değerlendirmek için düzenli aralıklarla nüfus esaslı araştırmalar yapmaya çaba gösterir.
  2. Taraf Devletler, uluslararası işbirliğini teşvik etmek ve uluslararası düzeyde kıyaslama çalışmasını yapılmasını sağlamak üzere, bu madde uyarınca toplanan bilgileri bu Sözleşme’nin 66. maddesinde bahsedilen uzmanlar grubuna verir.
  3. Taraf Devletler, bu madde uyarınca toplanan bilgilerin kamuya açık olmasını güvence altına alır.

Bölüm III – Önleme

Madde 12 – Genel Yükümlülükler

1.      Taraf Devletler, kadınların aşağı bir cins olduğu veya erkekler ile kadınlar için alışılagelmiş rollerin bulunduğu düşüncesine dayanan önyargıları, örf ve adetleri, gelenekleri ve her türlü uygulamaları yok etmek amacıyla kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesi için gerekli tedbirleri alır.

2.      Taraf Devletler, bu Sözleşme’nin kapsamına giren bütün şiddet biçimlerine karşı her gerçek ve tüzel kişiyi korumak için gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

3.      Bu madde gereğince alınan her tedbir belirli şartlar nedeniyle savunmasız bırakılan kişilerin özel ihtiyaçlarına işaret eder ve ihtiyaçları dikkate alır ve mağdurun insan haklarını merkeze koyar.

4.      Taraf Devletler, tüm toplumu, özellikle erkekleri ve erkek çocukları bu Sözleşme kapsamına giren bütün şiddet biçimlerinin önlenmesine aktif bir şekilde katkıda bulunmaları için teşvik etmek amacıyla gerekli tedbirleri alır.

5.      Taraf Devletler, kültür, örf ve adet, din, gelenek veya sözde ”namus”un bu Sözleşme kapsamında yer alan şiddet eylemlerinin bir gerekçesi olarak kabul edilmemesini güvence altına alır.

6.      Taraf Devletler, kadınların güçlenmesi için program ve faaliyetleri arttırmak amacıyla gerekli tedbirleri alır.

Madde 13 – Farkındalığı arttırma

  1. Taraf Devletler, uygun olan durumlarda bu Sözleşme’nin kapsamına giren bütün şiddet biçimlerinin farklı tezahürlerinin, bunların çocuklar üzerindeki sonuçlarının ve bu şiddet biçimlerinin önlenmesi gerektiğinin toplum içinde anlaşılması ve bu konuda farkındalığın arttırılması için, ulusal insan hakları kurumlarıyla ve eşitlik kurumlarıyla, sivil toplumla ve hükümet dışı örgütlerle ve özellikle de kadın hakları örgütleriyle işbirliğini içeren, düzenli ve her düzeyde farkındalık arttırıcı kampanya ve programları düzenler ya da teşvik eder.
  2. Taraf Devletler, bu Sözleşme kapsamında yer alan şiddet eylemlerini önlemeye yönelik mevcut bilgi ve tedbirlerin toplum içerisinde geniş bir kapsamda yaygınlaştırılmasını güvence altına alır.

Madde 14 - Eğitim

  1. Taraf Devletler, kadın erkek eşitliği, kalıplaştırılmayan toplumsal cinsiyet rollerini, karşılıklı saygıyı, kişiler arası ilişkilerde şiddetten kaçınma temelinde çatışma çözümünü, kadına yönelik cinsiyete dayalı şiddet ve kişisel bütünlük hakkı meselelerinin resmi müfredat içerisinde ve eğitim sürecinin her düzeyinde öğrencilerin gelişim kapasitelerine uygun olarak öğretim materyallerinin içerisine dâhil edilmesi için uygun olan durumlarda gerekli adımları atar.
  2. Taraf Devletler, 1. fıkrada bahsedilen ilkelerin yaygın eğitim faaliyetlerinin yanı sıra spor faaliyetleri, kültürel faaliyetler, boş vakit faaliyetleri ve medyada teşvik edilmesi için gerekli adımları atar.

Madde 15 – Uzmanların eğitimi

  1. Taraf Devletler, bu Sözleşme kapsamında yer alan şiddet eylemlerinin mağdurlarıyla veya failleriyle ilgilenen uzmanlara, bu tür bir şiddetin önlenmesi ve ortaya çıkarılması, kadın erkek eşitliği, mağdurların hakları ve ihtiyaçlarının yanı sıra ikincil mağduriyetin nasıl önleneceği hakkında uygun eğitimi sağlar veya bu eğitimleri güçlendirir.
  2. Taraf Devletler bu Sözleşme kapsamındaki şiddet vakalarıyla ilgili başvuruların daha kapsamlı ve gerektiği gibi ele alınmasını sağlamak üzere 1. fıkrada bahsedilen eğitimin şekilde kurumlar arası eşgüdümlü çok-taraflı işbirliği hakkında eğitimi içermesini teşvik eder.

Madde 16 – Önleyici müdahale ve tedavi programları

  1. Taraf Devletler, aile içi şiddet faillerinin daha fazla şiddet eyleminde bulunmalarını engellemek ve şiddet içeren davranış kalıplarını değiştirmek üzere kişiler arası ilişkilerinde şiddet içermeyen davranışı benimsemeleri için failleri eğitmeyi hedefleyen programların oluşturulması veya desteklenmesi için gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.
  2. Taraf Devletler faillerin, özellikle de cinsel suç faillerinin tekrar suç işlemelerini önlemeyi hedefleyen tedavi programlarının oluşturulması veya desteklenmesi için gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.
  3. Taraf Devletler, 1. ve 2. fıkrada belirtilen önlemlerin alınmasında mağdurun güvenliğinin, desteklenmesinin ve insan haklarının öncelikli öneme sahip olmasını ve uygun durumda mağdurlara yönelik uzman destek hizmetleriyle yakın işbirliği içerisinde bu programların oluşturulmasını ve uygulanmasını güvence altına alır.

Madde 17 – Özel sektör ve medyanın katılımı

  1. Taraf Devletler, ifade özgürlüklerine ve bağımsızlıklarına saygı duyarak, özel sektörü, bilgi ve iletişim sektörünü ve medyayı politikaların hazırlık ve uygulama aşamalarına katılmaya ve kadına yönelik şiddeti önlenmek ve kadın onuruna saygıyı arttırmak amacıyla yönerge ve öz-denetim standartlarını oluşturmaya teşvik eder.
  2. Taraf Devletler, özel sektör aktörleriyle işbirliği içinde, çocuklar, ebeveynler ve eğitimcilerin içeriğinde zararlı olabilecek cinsel ya da şiddet unsuru bulunan bilgi ve iletişim ortamlarıyla başa çıkma becerilerini geliştirir ve geliştirilmesini teşvik eder.

Bölüm IV – Koruma ve destek

Madde 18 – Genel yükümlülükler

  1. Taraf Devletler, bütün mağdurları daha öte şiddet fiillerine karşı korumak için gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.
  2. Taraf Devletler, bu Sözleşme’nin 20. ve 22. maddelerinde ayrıntısıyla sıralanan genel ve özel yardım hizmetlerine atıfta bulunmayı da kapsayacak şekilde, Sözleşme kapsamına giren bütün şiddet biçimlerinin mağdur ve tanıklarının korunması ve desteklenmesinde, iç hukuk kuralları doğrultusunda, yargı, cumhuriyet savcıları, kolluk kuvvetleri, yerel ve ulusal yetkililer dahil ilgili devlet kuruluşları ve yanı sıra hükümet dışı örgütler ve ilgili diğer örgütler ve yapılar arasında etkili bir işbirliğinin oluşturulması için uygun mekanizmaların mevcudiyetini sağlamak üzere gereken yasal veya diğer önlemleri alır.
  3. Taraf Devletler, bu madde gereğince alınacak tedbirlerin:

-                  kadına yönelik şiddete ve aile içi şiddete dair cinsiyetlendirilmiş bir anlayışa dayanmasını ve mağdurun insan haklarına ve güvenliğine odaklanmasını;

-                  mağdurlar, failler, çocuklar ve onların toplumsal çevreleri arasındaki ilişkiyi dikkate alan bütünleştirilmiş yaklaşıma dayanmasını;

-                  ikincil mağduriyetin önlemesini hedeflemesini;

-                  şiddetin kadın mağdurlarının güçlenmesini ve ekonomik bağımsızlık kazanmalarını hedeflemesini;

-                  uygun durumlarda, aynı tesiste çeşitli koruma ve destek hizmetlerinin bir arada sunulmasına olanak tanımasını;

-                  çocuk mağdurları dâhil ederek savunmasız kişilerin özel ihtiyaçlarına dikkat edilmesini ve bu ihtiyaçların onlar için ulaşılabilir olmasını güvence altına alır.

  1. Hizmetlerin sağlanması, mağdurun şikâyette bulunmasına veya faile karşı tanıklık etmesine bağlı olamaz.
  2. Taraf Devletler, kendi vatandaşlarına ve uluslararası hukuk çerçevesindeki yükümlülükleri uyarınca korunma hakkına sahip olan diğer mağdurlara konsolosluk hizmeti ve diğer koruma ve destek hizmetlerini sağlamak üzere uygun tedbirleri.

Madde 19 – Bilgi

Taraf Devletler, mağdurların mevcut destek hizmetleri ve yasal tedbirler hakkında anladıkları dilde yeterli ve zamanında bilgi edinmelerini sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 20 – Genel destek hizmetleri

  1. Taraf Devletler, mağdurların şiddet sonrası toparlanmalarını kolaylaştıracak hizmetlere erişebilir olmasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır. Bu tedbirler, gerek duyulduğunda, hukuki ve psikolojik danışmanlık, maddi yardım, konut, eğitim, öğretim ve iş bulmalarına yardım gibi hizmetleri içermelidir.
  2. Taraf Devletler, mağdurların sağlık ve sosyal hizmetlere erişebilir olmasını ve hizmetler için yeterli kaynak ayrılmasını ve uzmanların mağdurlara yardımcı olmak ve uygun hizmetle yönlendirmek üzere eğitim almalarını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 21 – Bireysel/ toplu şikâyette destek

Taraf Devletler, mağdurların bölgesel ve uluslararası bireysel/ toplu şikâyet mekanizmaları hakkında bilgi sahibi ve bu mekanizmalara erişebilir olmalarını güvence altına alır. Taraf Devletler, bu tür şikâyetlerin sunumunda mağdurlara duyarlı ve bilgiye dayalı destek sağlanmasını teşvik eder.    

Madde 22 – Uzman destek hizmetleri

  1. Taraf Devletler, bu Sözleşme kapsamında yer alan şiddet eylemlerine maruz kalmış her mağdura yeterli bir coğrafi dağılımla acil, kısa ve uzun dönem uzman destek hizmetlerini sağlamak veya bu hizmetleri düzenlemek için gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.
  2. Taraf Devletler, şiddet mağduru bütün kadınların ve onların çocuklarının kadın uzmanların destek hizmetlerinden yararlanmalarını sağlar veya buna yönelik düzenlemeleri yapar.

Madde 23 – Sığınaklar

Taraf Devletler, mağdurlara, özellikle de kadınlara ve çocuklarına güvenli konaklama sağlayan ve inisiyatif kullanarak mağdurlara ulaşan, yeterli sayıda, uygun ve kolayca ulaşılabilir sığınağın hazırlanmasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 24 – Telefonla yardım hattı

Taraf Devletler, bu Sözleşme’nin kapsamına giren bütün şiddet biçimleriyle ilgili olarak arayanlara, gizlilik içerisinde ya da arayanın kimliğinin gizli kalmasına gereken özeni göstererek danışmanlık vermek için ülke çapında, kesintisiz (7/24) çalışan, ücretsiz telefon destek hattı hizmeti sağlamak amacıyla gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 25 – Cinsel şiddet mağdurlarına yönelik yardım

Taraf Devletler, mağdurlara yönelik tıbbi ve adli muayene, travma desteği ve danışmanlık sağlamak üzere, yeterli sayıda, uygun ve kolay erişilebilir tecavüz kriz veya cinsel şiddet yönlendirme merkezlerinin kurulması için gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

 Madde 26 – Çocuk tanıklar için koruma ve destek

  1. Taraf Devletler, mağdurlara yönelik koruma ve yardım hizmetlerinin sağlanmasında bu Sözleşme kapsamına giren bütün şiddet biçimlerinin çocuk tanıklarının haklarına ve ihtiyaçlarına gereken özenin gösterilmesi için gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.
  2. Bu madde uyarınca alınan tedbirler, bu Sözleşme kapsamında yer alan her türlü şiddet biçiminin çocuk tanıklarının yaşlarına uygun psiko-sosyal danışmanlığı kapsar ve çocuğun yüksek yararı ilkesine gereken saygıyı gösterir.

Madde 27 – Bildirme

Taraf Devletler, bu Sözleşme kapsamına giren şiddet eylemlerinin gerçekleşmesine tanık olan veya böyle bir eylemin gerçekleşebileceğine dair makul nedenleri olan veya olası başka şiddet eylemlerinin yaşanabileceğine inanan bir kişinin bunu yetkili makamlara veya örgütlere bildirmesini teşvik etmek üzere gerekli tedbirleri alır.

Madde 28 – Uzmanlar tarafından bildirme

Taraf Devletler, belirli meslek alanlarında iç hukuk tarafından düzenlenen gizlilik kurallarının, uygun durumda, bu Sözleşme kapsamına giren şiddet eylemlerinin gerçekleştiği veya başka ciddi şiddet eylemlerinin gerçekleşebileceği konusunda makul gerekçeleri olan uzmanların bunu yetkili makamlara veya örgütlere bildirmesine engel teşkil etmemesini sağlamak üzere gerekli tedbirleri alır.

Bölüm V – Maddi hukuk

Madde 29 –Hukuk davaları ve başvuru yolları

  1. Taraf Devletler mağdurların faile karşı yeterli hukuksal başvuru yollarına sahip olmasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.
  2. Taraf Devletler, uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun biçimde, mağdurlara, kendi yetkileri kapsamında gerekli önleyici ve koruyucu tedbirleri alma görevini yerine getirmeyen devlet makamlarına karşı yeterli hukuksal başvuru yollarını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 30 – Tazminat

  1. Taraf Devletler, mağdurların bu Sözleşme uyarınca kabul edilen suçlar için faillerden tazminat talep etme hakkına sahip olmalarını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.
  2. Ciddi bedensel hasar gören ya da sağlıkları ciddi bir şekilde zarar gören ve uğradıkları zarar fail, sigorta ya da Devlete ait sağlık ve sosyal yardım hizmetleri gibi diğer kaynaklardan karşılanmayan kişilere Devlet tarafından yeterli tazminat sağlanır. Bu hüküm, mağdurun güvenliği için gereken özen gösterildiği müddetçe, Taraf Devletlerin verdikleri tazminatı failden geri talep etmelerine engel teşkil etmez.
  3. 2. fıkra uyarınca alınan tedbirler, tazminatın makul bir süre içerisinde verilmesini sağlamalıdır. 

Madde 31 – Vesayet, ziyaret hakları ve güvenlik

  1. Taraf Devletler, çocukların vesayeti ve ziyaret hakkının belirlenmesinde bu Sözleşme kapsamındaki şiddet vakalarının dikkate alınmasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.
  2. Taraf Devletler, herhangi bir ziyaret veya vesayet hakkının kullanılmasının mağdurun veya çocukların haklarını ve güvenliğini tehlikeye düşürmemesi sağlamak üzere  gereken yasal veya diğer önlemleri alır.

Madde 32 – Zorla evlendirmenin hukuki sonuçları

Taraf Devletler, zorla evliliklerin mağdura aşırı maddi veya idari yük getirmeyecek şekilde yok sayılabilmesi, feshedilmesi ya da sonlandırılabilmesi için gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 33 – Psikolojik şiddet

Taraf Devletler, zorlama veya tehditle bir kişinin psikolojik bütünlüğünü ciddi bir şekilde bozan kasıtlı davranışların cezalandırılmasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 34 - Takip

Taraf Devletler, başka bir kişiye karşı mükerreren tehditkâr davranışlara girişerek kişinin güvenliğinden endişe etmesine sebep olan kasıtlı davranışların suç sayılmasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 35 – Fiziksel Şiddet

Taraf Devletler, başka bir kişiye karşı kasıtlı olarak fiziksel şiddet eylemi uygulanmasının suç sayılmasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 36 – Tecavüz dâhil cinsel şiddet

  1. Taraf Devletler, aşağıdaki kasıtlı davranışların cezalandırılmasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır:
    1. vücudun herhangi bir bölümüyle veya herhangi bir cisimle rızası olmadan başka bir kişinin vücuduna vajinal, anal veya oral yolla cinsel nitelikte girme;
    2. rızası olmadan bir kişiye karşı diğer cinsel nitelikte eylemlerde bulunma; 
    3. rızası olmadan bir kişiye karşı üçüncü bir kişinin cinsel nitelikte eylemlerde bulunmasına sebep olma.
  2. Rıza, çevreleyen koşullar bağlamında değerlendirildiğinde kişilerin özgür iradelerinin sonucunda gönüllü olarak gösterilmiş olmalıdır.
  3. Taraf Devletler, 1. fıkranın hükümlerinin iç hukuk tarafından tanındığı biçimiyle eski veya şimdiki eşlere ya da partnerlere karşı gerçekleştirilen eylemler için de geçerli olmasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 37 – Zorla evlilik

  1. Taraf Devletler, bir yetişkini veya çocuğu evliliğe zorlayan kasıtlı davranışların suç sayılmasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.
  2. Taraf Devletler, bir yetişkini veya çocuğu evliliğe zorlamak amacıyla yaşadığı yerin dışında başka bir ülke ya da Taraf ülkeye gitmeyi aldatıcı kasıtlı davranışların suç sayılmasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 38 – Kadın sünneti

Taraf Devletler, aşağıdaki kasıtlı davranışların suç sayılmasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır:

a.      sağ dış dudak, iç dudaklar ya da klitorisin tümünde ya da herhangi bir kısmında kesme, infibulasyon ya da herhangi bir şekilde sakatlanma yaratan müdahalede bulunma;

b.      bir kadını a bendinde listelenen herhangi bir eyleme maruz kalmaya zorlama veya bu eylemleri bir kadına yaptırma;

c.       bir genç kızı a bendinde belirtilen eylemlerden herhangi birine zorla maruz bırakma ya da bunları bizzat kendisine yaptırtma.

Madde 39 – Zorunlu kürtaj ve zorunlu kısırlaştırma

Taraf Devletler, aşağıdaki kasıtlı davranışların suç sayılmasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır:

a.      bir kadına, bilgilendirmeden ve önceden onayı alınmadan kürtaj yapılması;

b.      bir kadının üreme kapasitesini, kendisini usul hakkında bilgilendirmeden ve önceden onayı alınmadan sonlandıracak etkiye sahip cerrahi müdahalede bulunulması.

Madde 40 – Cinsel taciz

Taraf Devletler, özellikle de endişe verici, düşmanca, haysiyet kırıcı, aşağılayıcı veya saldırganca bir ortam yaratarak bir insanın onurunu zedelemek amacını taşıyan veya bu sonucu doğuran, cinsel nitelikteki her türlü istenmeyen sözlü, sözsüz veya fiziksel davranışın cezai veya diğer yasal yaptırımlara tabi olmasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 41 – Yardım ve yataklık ve buna yeltenme

  1. Taraf Devletler, bu Sözleşme’nin 33., 34., 35., 36., 37., 38. maddesinin a bendi ve 39. maddeleri uyarınca işlenen suçlarda kasıtlı olarak yardım ve yataklık yapılmasını bir suç olarak tanımlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.
  2. Taraf Devletler, bu Sözleşme’nin 35., 36., 37., 38. maddesinin a bendi ve 39. maddeleri uyarınca belirlenen suçları kasıtlı olarak işlemeye yeltenmeyi bir suç olarak tanımlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 42 – Suçların kabul edilemez gerekçeleri; sözde “namus” adına işlenen şuçlar da  dâhil

  1. Taraf Devletler, bu Sözleşme kapsamında yer alan şiddet eylemlerinden herhangi birinin gerçekleşmesini takiben başlatılan cezai işlemlerde kültür, örf ve adet, gelenek veya sözde “namus”un bu eylemlerin gerekçesi olarak kabul edilmemesini sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır. Bunlar arasına, özellikle, mağdurun, kültürel, dinî, toplumsal ya da geleneksel olarak kabul gören uygun davranış normlarını ve âdetlerini ihlal ettiği iddiaları da dâhildir.
  2. Taraf Devletler, herhangi bir kişinin bir çocuğu 1. fıkrada bahsedilen eylemlerden herhangi birini işlemeye tahrik etmiş olmasının söz konusu kişinin gerçekleştirilen eylemlerle ilgili cezai sorumluluğunu azaltmamasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 43 – Cezayı gerektiren suçların uygulanması

Bu Sözleşme uyarınca tanımlanan suçlar, mağdur ile failin arasındaki ilişkinin niteliğine bakılmaksızın uygulanacaktır.

Madde 44 – Yargılama yetkisi

  1. Taraf Devletler bu Sözleşme uyarınca belirlenen herhangi bir suç:

a.      topraklarında; veya

b.      bayrakları bulunan gemilerde; veya

c.       yasalarında kaydı bulunan uçaklarda; veya

d.      vatandaşları tarafından; veya

e.      daimi ikameti kendi topraklarında bulunan bir kişi tarafından

işlendiğinde yargılama yetkisine sahip olmak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

  1. Taraf Devletler, bu Sözleşme uyarınca kabul edilen her suç,  kendi vatandaşlarından herhangi birine veya daimi ikameti kendi topraklarında bulunan bir kişiye karşı işlendiğinde yargılama yetkisine sahip olmak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri almaya çaba gösterirler.
  2. Taraf Devletler, bu Sözleşme’nin  36., 37., 38. ve 39. maddeleri uyarınca kabul edilen suçlar hakkında açılan kovuşturmalarda suçların işlendiği ülkede cezalandırılması koşulunun yargılama yetkisinin önüne geçmemesini sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.
  3. Taraf Devletler, kovuşturmanın suçun mağdurunun yapacağı bildirim ya da suçun işlendiği devletin beyanı üzerine başlatılması koşulunun bu Sözleşme’nin  36., 37., 38. ve 39. maddeleri uyarınca kabul edilen suçlar hakkında açılan kovuşturmalarda 1. fıkranın d ve e bentleri ile ilgili yargılama yetkisinin önüne geçmemesini sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.
  4. Taraf Devletler, fail olduğu iddia edilen kişinin kendi ülkelerinde bulunduğu ve Taraf Devletler’in faili, kendi vatandaşı olduğu ülkeye geri vermemeleri durumlarında bu Sözleşme uyarınca kabul edilen suçlar hakkında yargılama yetkisine sahip olmak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.
  5. Bu Sözleşme gereğince fail olduğu iddia edilen kişi üzerinde birden fazla Taraf Devletin yargılama yetkisini kullanmayı iddia ettiği durumda, Taraf Devletler, gerekirse, kovuşturma için en uygun yargılamaya karar vermek amacıyla görüşürler.
  6. Uluslararası hukukun genel kuralları saklı kalmak kaydıyla, bu Sözleşme bir Taraf Devletin kendi iç hukukuna göre sahip olduğu herhangi bir cezai yargılama yetkisini dışlamaz.

Madde 45 - Yaptırımlar ve önlemler

  1. Taraf Devletler, bu Sözleşme uyarınca tanımlanan suçların ciddiyetini dikkate alarak etkili, orantılı ve caydırıcı yaptırımlarla cezalandırılmalarını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer önlemleri alır. Bu yaptırımlar, ihtiyaç bulunması halinde, suçlunun iadesine neden olabilen özgürlükten yoksun bırakmayı gerektiren kararları da içerir.
  2. Taraf Devletler, faillere yönelik olarak:

-       mahkûmların denetlenmesi ve izlenmesi;

-       mağdurun güvenliğini de içerebilen çocuğun menfaati ilkesi başka bir yolla garanti altına alınamıyorsa velayet hakkının elinden alınması

gibi diğer tedbirleri alabilir.

Madde 46 - Cezayı ağırlaştırıcı nedenler

Taraf Devletler, halihazırda suçun unsurlarından bir kısmını oluşturmuyorlarsa, aşağıdaki koşulların, ilgili iç hukuk kurallarına uygun biçimde, bu Sözleşmede tanımlanan suçlar bağlamında verilecek cezayı ağırlaştırıcı nitelikteki koşullar olarak sayılmasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır:

  1.  
    1. bir suç iç hukuk tarafından tanınan eski veya şimdiki eş ya da partnere karşı ailenin bir ferdi, mağdurla evlilik dışı ilişki yaşayan veya kendi otoritesini kötüye kullanan bir kişi tarafından işlenmişse;
    2. bir suç veya ilgili suçlar mükerreren işlenmişse;
    3. suç, çeşitli şartlar nedeniyle savunmasız durumdaki bir kişiye karşı işlenmişse;
    4. suç, bir çocuğa karşı veya bir çocuğun önünde işlenmişse;
    5. suç, iki ya da daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmişse;
    6. suç işlenmeden önce ya da suç esnasında aşırı düzeyde şiddet uygulanmışsa;
    7. suç, silah kullanılarak veya silahla tehdit ederek işlenmişse;
    8. suç mağdur için ağır fiziksel veya psikolojik hasarla sonuçlanmışsa;
    9. fail, aynı nitelikteki suçlar nedeniyle daha öncesinde mahkum edilmişse.

Madde 47 – Diğer Taraf ülke tarafından onaylanan cezalar

Taraf Devletler bu Sözleşme uyarınca kabul edilen suçlarla ilgili cezaya karar verirken, bir başka Taraf Devlet tarafından verilen nihai cezaların dikkate alınması olanağını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 48 – Zorunlu alternatif çatışma çözümü veya cezalandırma süreçlerinin yasaklanması

  1. Taraf Devletler, bu Sözleşme’nin kapsamına giren bütün şiddet biçimleriyle ilgili olarak, arabuluculuk ve uzlaştırma da dâhil olmak üzere zorunlu alternatif çatışma çözüm süreçlerini yasaklamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.
  2. Taraf Devletler, bir para cezası emredildiği takdirde failin mağdura karşı mâli yükümlülüklerini yerine getirip getiremeyeceğini göz önünde bulundurmak üzere gereken yasal ve diğer tedbirleri alır.

Bölüm 6 – Soruşturma, kovuşturma, usul hukuku ve koruyucu önlemler

Madde 48 – Genel yükümlülükler

  1. Taraf Devletler, bu Sözleşme’nin kapsamına giren bütün şiddet biçimleriyle ilgili soruşturma ve yargılamaların usule aykırı bir gecikme olmaksızın görülmesini ve ceza davasının tüm aşamalarında mağdurun haklarının dikkate alınmasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.
  2. Taraf Devletler, bu Sözleşme’de tanımlanan suçların etkili biçimde soruşturulmasını ve kovuşturulmasını sağlamak üzere, temel insan hakları ilkelerine uygun biçimde ve cinsiyetlendirilmiş şiddet anlayışını göz önünde bulundurarak, gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 50 – Acil müdahale, önleme ve koruma

  1. Taraf Devletler bu Sözleşme kapsamına giren bütün şiddet biçimlerine karşı, sorumlu kolluk kuvvetlerinin mağdurlara yeterli ve acil koruma sunarak derhal ve gerektiği gibi müdahale etmelerini sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.
  2. Taraf Devletler, sorumlu kolluk kuvvetlerinin bu Sözleşme kapsamına giren bütün şiddet biçimlerinin önlenmesi ve bunlara karşı koruma sağlanması için, önleyici operasyonel tedbirlerin alınması ve delillerin toplanması da dahil, anında ve gerektiği gibi müdahale etmelerini sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 51 – Risk değerlendirmesi ve risk yönetimi

  1. Taraf Devletler, tüm ilgili yetkililerin riski yönetmek ve eğer gerekliyse eşgüdümlü koruma ve destek sağlamak için ölüm riskinin, durumun ciddiyetinin ve şiddetin tekrarlanması riskinin değerlendirilmesinin yapılmasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır. 
  2. Taraf Devletler 1. fıkrada bahsedilen değerlendirmenin, usulüne uygun olarak bu Sözleşme kapsamında yer alan şiddet eylemlerinin faillerinin ateşli silah taşıyor olmalarını veya ateşli silaha erişme imkânlarını, soruşturmanın tüm aşamasında ve koruyucu önlemlerin uygulanması sırasında dikkate alan gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 52 – Acil durumda uzaklaştırma kararları

Taraf Devletler, yetkili makamların yakın tehlike halinde aile içi şiddet failinin mağdurun veya risk altında olan kişinin ikametini yeterli zaman dilimi içerisinde terk etmesini emretme ve failin mağdurun ikametine girmesini ya da mağdurla veya risk altında olan kişiyle irtibata geçmesini yasaklama yetkisine sahip olmasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır. Bu madde gereğince alınacak tedbirlerde, mağdurun veya risk altındaki kişinin güvenliğinin sağlanmasına öncelik verilir.

Madde 53 – Kısıtlama veya koruma kararları

  1. Taraf Devletler bu Sözleşme’nin kapsamına giren bütün şiddet biçimlerinin mağdurlarının uygun kısıtlama veya koruma kararlarından yararlanmasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.
  2. Taraf Devletler 1. fıkrada bahsedilen kısıtlama veya koruma kararlarının:

-       acil koruma sağlamaya yönelik olmasını ve mağdura gereksiz mali veya idari külfet doğurmamasını;

-       belirli bir süre için ya da değiştirilene ya da kaldırılana kadar geçerli olmasını;

-       gerekli olduğunda hemen etki yaratacak şekilde nizasız (ex parte) alınmasını;

-       diğer yargı süreçlerini dikkate almaksızın ya da bunlara ek olarak alınmasını;

-       daha sonra başlatılacak yargı süreçlerine dahil edilmesini

sağlamak üzere gereken yasal veya diğer önlemleri alır.

  1. Taraf Devletler 1. fıkrada saptanan kısıtlama veya koruma emirlerinin ihlallerin etkili, orantılı ve caydırıcı cezai veya diğer yasal yaptırımlara tabi olmasını sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 54 – Sorgulamalar ve kanıt

Taraf Devletler herhangi bir hukuk veya cezai davada mağdurun cinsel geçmişi ve davranışıyla ilgili var olan kanıtlara yalnızca davayla ilgili ve gerekliyse izin verilmesini sağlamak üzere gereken yasal veya diğer önlemleri alır.

Madde 55 – Nizasız (ex parte) ve re’sen (ex officio) yargılama

  1. Taraf Devletler, bu Sözleşme’nin 35, 36, 37, 38 ve 39. maddelerinde tanımlanan suçlarla ilgili soruşturma ve kovuşturmaların, suçun kısmen ya da tamamen kendi topraklarında işlenmiş olması durumunda, mağdurun ifadesine ya da şikayetine bağlı olmamasını ve mağdurun ifadesini ya da şikayetini geri çekmesi durumunda dahi devam edebilmesini sağlar.
  2. Taraf Devletler, kendi iç hukuk kurallarının öngördüğü koşullara uygun biçimde, bu Sözleşme’de kabul edilen suçlarla ilgili yürütülen soruşturma ve yargılamalarda mağdurun kendi talebi doğrultusunda kamu kuruluşlarından ve hükümet dışı örgütlerden ve aile içi şiddet danışmanlarından yardım ve/ veya destek almasına olanak sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 56 – Koruma önlemleri

  1. Taraf Devletler, sorgulama ve hukuki işlemlerin tüm aşamasında mağdurların haklarını ve menfaatlerini, tanık durumunda olduklarında özel ihtiyaçlarını da dâhil ederek korumak için:

a.      onların aynı zamanda ailelerinin ve tanıkların, gözdağından, misillemeden ve mağdur olma durumunun tekrarlanmasından korunmalarını sağlamak;

b.      mağdurun, en azından kendisinin veya ailesinin tehlikede olabileceği durumlarda, failin kaçtığı ya da geçici veya kati olarak serbest bırakıldığı hakkında bilgilendirilmesini sağlamak;

c.       iç hukuk kurallarının öngördüğü koşullar altında mağdurlara hakları ve faydalanabilecekleri hizmetler ve şikayetlerinin takibi, masraflar, sorgulama veya davaların genel prosedürü ve onların prosedür içindeki rolleri, ek olarak davalarının sonuçları hakkında bilgi vermek;

d.      mağdurun iç hukuk kurallarının usulüne uygun olarak sesinin duyulmasını, kanıt temin etmesini ve kendi görüşlerini, ihtiyaçlarını ve kaygılarını doğrudan veya bir aracıyla sunmasını ve bunların dikkate alınmasını sağlamak;

e.      mağdurlara haklarının ve menfaatlerinin usule uygun olarak sunulması ve dikkate alınması için uygun destek hizmeti sunmak;  

f.        mağdurun özel yaşantısı ve görüntüsünü korumak için tedbirlerin alınmasını sağlamak;

g.      mağdur ve failler arasındaki iletişimin mahkemede ve kolluk kuvvetlerinin mevkiinde, mümkün olduğu ölçüde önlenmesini sağlamak;

h.      davaya taraf olarak katılan ya da kanıt sunan mağdurlara bağımsız ve yetkin çevirmenler sağlamak;

i.        iç hukuk kurallarına uygun biçimde, mağdurun esasen mevcut ve uygun iletişim teknolojilerinden yararlanarak mahkeme salonuna gitmeden ya da en azından fail olduğu iddia edilen kişinin mahkeme salonunda bulunmadığı bir ortamda ifade vermesini sağlamak

üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

  1. Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet mağduru ve tanığı olan bir çocuğa, çocuğun yararı ilkesini dikkate alarak uygun durumlarda özel koruma önlemleri sağlanacaktır.  

Madde 57 – Adli yardım

Taraf Devletler, mağdurların iç hukuk kurallarının öngördüğü koşullar altında hukuki yardım ve ücretsiz adli yardım alma hakkını temin eder.

Madde 58 – Zaman aşımı

Taraf Devletler, bu Sözleşme’nin 36, 37, 38 ve 39. maddelerinde tanımlanan suçlarla ilgili yasal işlemlerin başlatılması için öngörülen zaman aşımı süresinin, mağdurun reşit olmasından sonra etkili bir dava sürecini başlatmaya olanak tanıyacak şekilde, yeterli bir süre devam etmesini ve suçun ağırlığıyla orantılı sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Bölüm 7 – Göç ve sığınma

Madde 59 – Oturma izni

  1. Taraf Devletler, ikametgâh durumu iç hukuk tarafından tanınan eş veya partnere bağlı olan mağdurlara, evliliğin veya ilişkinin bozulması durumunda özellikle zor koşullarda, başvuru üzerine, evliliğin ya da ilişkinin süresini dikkate almaksızın özerk oturma izninin verilmesini sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır. Özerk oturma izninin verilmesine ve süresine ilişkin koşullar iç hukuk tarafından belirlenir.
  2. Taraf Devletler ikametgâh durumu iç hukuk tarafından tanınan eş veya partnere bağlı olan mağdurların ikametgah nedeniyle başlatılan sınır dışı işlemlerini özerk oturma izni için başvurmalarına olanak sağlayacak şekilde durdurabilmelerini sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.
  3. Taraf Devletler, aşağıdaki durumlardan biri veya her ikisi birden söz konusu olduğunda mağdurlara yenilenebilir oturma izni verir:

a.       yetkili makam mağdurların, kişisel durumlarının bir gereği olarak kalmalarının gerekli olduğunu uygun bulduğu taktirde;

b.       yetkili makam mağdurların, soruşturma veya cezai işlemler sırasında yetkili makamlarla işbirliği içinde olmaları amacıyla kalmalarının gerekli olduğunu uygun bulduğu taktirde.

  1. Taraf Devletler evlilik amacıyla başka bir ülkeye getirilen ve sonucunda daimi olarak yaşadıkları ülkenin oturma iznini kaybeden zorla evlilik mağdurlarına, izinlerini geri alabilmelerini sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 60 – Cinsiyete dayalı sığınma talebi

  1. Kadına yönelik cinsiyete dayalı şiddetin, Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1951 Sözleşmesi 1A(2) Maddesi anlamında zulüm olarak ve tamamlayıcı/ ikincil korumayı gerektiren ciddi hasar biçimi olarak tanınabilmesini sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.
  2. Taraf Devletler, Sözleşme’de tanımlanan tüm gerekçelerin toplumsal cinsiyete duyarlı bir şekilde yorumlanmasını ve bu gerekçelerden herhangi biri ya da bir kaçı nedeniyle zulüm görme tehdidi söz konusuysa başvuru sahiplerine, yürürlükteki ilgili araçlarla mülteci statüsünün tanınmasını güvence altına alır.
  3. Taraf Devletler sığınma başvurusu yapanlar için toplumsal cinsiyete duyarlı kabul usullerini ve destek hizmetlerini ve yanı sıra toplumsal cinsiyet yönergelerini ve mülteci statüsünün belirlenmesi ve uluslararası koruma için başvuruyu da kapsayan, toplumsal cinsiyete duyarlı sığınma usullerini geliştirmek için gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.

Madde 61 – Geri göndermeme

  1. Taraf Devletler, uluslararası hukuk çerçevesindeki yükümlülükleri uyarınca geri göndermeme ilkesinin tanınması için gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.
  2. Taraf Devletler statüsü ve ikametine bakılmaksızın korumaya muhtaç kadına yönelik şiddet mağdurlarının hayatlarının risk altında olabileceği ya da işkenceye veya insanlık dışı muameleye veya cezalandırılmaya maruz kalabilecekleri hiçbir ülkeye hiçbir durum altında iade edilmeyeceklerini güvence altına almak üzere gereken yasal veya diğer önlemleri alır. 

Bölüm 8 – Uluslararası İşbirliği

Madde 62- Genel ilkeler

  1. Taraf Devletler bu Sözleşme’nin hükümleri uyarınca, medeni ve cezai konulardaki işbirliğinin ilgili uluslararası ve bölgesel araçlarının uygulanması ve iç hukuk kuralları ile karşılıklı mevzuatlarına dayanarak kararlaştırılan düzenlemeler vasıtasıyla aşağıda belirtilen amaçlar dâhilinde, mümkün olan en geniş kapsamda işbirliği yapar:
  1. bu Sözleşme’nin kapsamına giren bütün şiddet biçimlerinin önlenmesi ve şiddete karşı mücadele edilmesi;
  2. mağdurların korunması ve mağdurlara yardım sağlanması;
  3. Sözleşme uyarınca kabul edilen suçlarla ilgili soruşturmalar ya da yargılamalar;
  4. Koruma emirleri de dahil, Taraf Devletlerin yargı makamlarınca verilen hukuk ya da ceza kararlarının uygulanması.
  1. Taraf Devletler, Sözleşme uyarınca kabul edilen, ikamet ettikleri ülke haricinde başka bir Taraf Devlet’in topraklarında işlenen suçlardan mağdur olanların, ikamet ettikleri devletin yetkili makamlarından önce şikâyette bulunmalarını sağlamak için gereken yasal veya diğer tedbirleri alır.
  2. Bu sözleşmeye taraf bir başka Taraf Devlet tarafından hukuk ya da ceza davalarında verilen kararların uygulanması ya da suçluların iadesi ve suçla mücadelede anlaşma temelinde karşılıklı işbirliği yapan bir taraf Devlet, bu Sözleşmede tanımlanan suçlarla ilgili olarak hukuk ya da ceza davalarında verilen kararların uygulanması ya da suçluların iadesi ve suçla mücadele konusunda henüz böyle bir anlaşma yapmadığı bir Taraf Devletten böyle bir işbirliği talebi aldığında, karşılıklı işbirliği için bu Sözleşmenin esas alınmasını dikkate alabilir.
  3. Taraf Devletler, 18. maddenin 5. paragrafı uyarınca mağdurların korunmasını kolaylaştırmak amacıyla üçüncü devletler ile ikili ve çok taraflı anlaşmalar da dahil olmak üzere, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve şiddetle mücadeleyi üçüncü ülkelerin yararlandığı kalkınma amaçlı yardım programlarına, ihtiyaç bulunması halinde, entegre etmeye çalışır.

Madde 63 – Risk altındaki kişilerle ilgili tedbirler

Bir Taraf Devlet’in, başka bir taraf ülke topraklarında yaşayan bir kişinin bu Sözleşme’nin 36, 37, 38 ve 39. maddelerinde belirtilen bir şiddet eylemine her an maruz kalma riskinin olduğuna dair makul sebepleri varsa, bilgisi olan bu Taraf Devletin gerekli koruma önlemlerinin alınmasını sağlamak amacıyla elindeki bilgileri gecikmeden, bahsedilen kişinin sınırları içerisinde olduğu ülkeye iletmesi teşvik edilmektedir. Uygulanabildiği yerde, bu bilgi, risk altındaki kişinin yararı için mevcut koruma önlemleri hakkında ayrıntılı bilgi içermelidir.

Madde 64  – Bilgi Edinme

  1. Gerekli önlemlerin alınmasının talep edildiği Taraf Devlet, bu önlemlerin alınmasını talep eden Taraf Devlet’i bu madde altında yapılan eylemin nihai sonucu konusunda hızlı bir şekilde bilgilendirmelidir. Gerekli önlemlerin alınmasının talep edildiği Taraf Devlet, istenilen önlemlerin uygulanmasını imkânsız kılan ya da bu önlemlerin uygulanmasının gecikmesi muhtemel olduğu durumlarda da önlemlerin alınmasını talep eden Taraf Devlet’i derhal bilgilendirmelidir.
  2. Taraf Devlet, önceden talep olmadan, kendi iç hukuk sınırları içerisinde, kendi yaptığı soruşturma çerçevesinde edindiği bilgiyi, bu bilginin diğer Taraf Devlet’e bu Sözleşme uyarınca kabul edilen ve ceza gerektiren suçları önlemede, soruşturma başlatma ve yürütmede, bu tür ceza gerektiren suçların kovuşturmasında yardımcı olabileceğini düşündüğünde ya da kendi soruşturması kapsamında edindiği bu bilginin bu madde altında diğer Taraf Devlet tarafından işbirliği talebine yol açacağını düşündüğünde, edindiği bilgiyi diğer ülkeye iletebilir.
  3. 2 paragraf uyarınca konuyla ilgili herhangi bir bilgi alan Taraf Devlet, bu bilgileri, uygun görüldüğünde davanın açılması için ya da bu bilginin ilgili medeni ve cezai davalarda dikkate alınması için kendi ülkesindeki yetkili makamlarına ibraz etmelidir.

Madde 65 – Veri Koruma

Kişisel bilgiler, Taraf Devletlerin Kişisel Verilerin Otomatik İşlemden Geçirilme Sürecinde Bireylerin Korunması Hakkında Sözleşme (ETS No.108) altındaki yükümlülüklerine uygun biçimde saklanmalı ve kullanılmalıdır.

Bölüm 9 – İzleme mekanizması

Madde 66 – Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddete karşı uzman eylem grubu

  1. Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddete karşı uzman eylem grubu (bundan sonra “GREVIO” olarak geçecek olan) Sözleşme’nin Taraf Devletler’ce uygulanmasını izleyecektir.
  2. GREVIO, cinsiyet ve coğrafi dağılım dengesine ek olarak çok disiplinli uzmanlık bilgileri de dikkate alınarak en az 10, en fazla 15 üyeden oluşur. Üyeleri, Taraflar Komitesi tarafından Taraf Devletler’ce aday gösterilenler arasından, dört yıl boyunca bir kez yenilenebilir şekilde ve Taraf Devletler’in vatandaşları arasından seçilir.
  3. İlk başta 10 üyenin seçimi, bu Sözleşme’nin yürürlüğe girmesini izleyen bir yıl içerisinde yapılır. Ek beş üyenin seçimi 25. onay veya katılımı takiben yapılır.
  4. GREVIO üyelerinin seçimi aşağıdaki ilkelere bağlıdır:

a.      üyeler, insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet, mağdurların korunması ve onlara yardımcı olma alanında yetkinliğe sahip olarak bilinen yüksek ahlaki karaktere sahip olan veya bu Sözleşme kapsamında belirlenen alanlarda profesyonel deneyimini göstermiş olan kişiler arasından şeffaf bir prosedür içerisinde seçilir;

b.      GREVIO’nun (herhangi) iki üyesi aynı ülkenin vatandaşı olamaz;

c.       üyeler temel yasal sistemleri temsil etmelidirler;

d.      üyeler kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet alanında ilgili aktör ve organları temsil etmelidirler;

e.      üyeler kendi şahsi sıfatlarıyla görev yaparlar. Görevlerini yerine getirirken bağımsız ve tarafsızdırlar ve görevlerini etkili bir şekilde yerine getirmeye hazırdırlar.

  1. GREVIO’nun üyelerinin seçim prosedürü, Sözleşme’nin yürürlüğe girmesini takiben altı ay içerisinde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından, Taraf Devletlerle istişare edildikten ve oybirliği sağlandıktan sonra belirlenir.
  2. GREVIO kendi iç tüzüğünü kendisi belirler.
  3. GREVIO üyeleri ve 68. maddenin 9. ve 14. fıkralarında düzenlendiği gibi ülke ziyaretleri gerçekleştiren heyetlerin diğer üyeleri, Sözleşme’nin ek bölümünde kabul edilen imtiyaz ve muafiyetlerden yararlanırlar.       

Madde 67 – Taraf Devlet Komitesi

  1. Taraf Devlet Komitesi, Taraf Devletler’in Sözleşme’deki temsilcilerinden oluşur.
  2. Taraf Devlet Komitesi, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri tarafından toplanır. Komite’nin ilk toplantısı GREVIO üyelerini seçmek için Sözleşme’nin yürürlüğe girmesini takiben 1 yıl içerisinde yapılır. Sonrasında Komite, Taraf Devletlerin 3’te 1’i, Taraf Devlet Komitesi’nin Başkanı veya Genel Sekreter talep ettiği zaman toplanır.
  3. Taraf Devlet Komitesi kendi iç tüzüğünü kendisi yapar.  

Madde 68 – İç tüzük

  1. Taraf Devletler, GREVIO tarafından incelenmek üzere Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bu Sözleşme hükümlerine etkililik kazandırmak için aldıkları hukuki ve diğer tedbirleri içeren GREVIO tarafından hazırlanan soru formuna dayanan raporu sunar.
  2. GREVIO, 1. fıkra uyarınca sunulan raporu, Taraf Devlet’in ilgili temsilcileriyle birlikte inceler.
  3. Sonraki değerlendirme usulleri, uzunluğuna GREVIO tarafından karar verilen dönemlere ayrılır. Her dönemin başında GREVIO, değerlendirme usulünün dayandığı belirli hükümleri seçer ve soru formu gönderir.
  4. GREVIO izleme usulünü tamamlamak için uygun araçları tanımlar. GREVIO özellikle her değerlendirme süreci için, Taraf Devletler tarafından değerlendirme usulünün uygulanmasının gerekçesi olarak hizmet edecek anketi kabul eder. Soru formu, tüm Taraf Devletler tarafından ele alınır. Taraf Devletler soru formuna ek olarak GREVIO’dan gelen daha başka bilgi talebine yanıt verir.
  5. GREVIO, Sözleşme’nin uygulaması hakkında ilgili hükümet dışı örgütlerden ve sivil toplumdan ek olarak ulusal kurumlardan insan haklarının korunması amacıyla bilgi alabilir.
  6. GREVIO Sözleşme’nin alanına giren diğer bölgesel ve uluslararası belgelerden ve birimlerden alınan mevcut bilgilere gereken önemi gösterir.    
  7. Her değerlendirme dönemi için soru formu kabul edildiğinde GREVIO, mevcut verilere ve Sözleşme’nin 11. maddesinde bahsedildiği gibi Taraf Devletler’deki araştırmalara gereken önemi gösterir.
  8. GREVIO, Sözleşme’nin uygulamasıyla ilgili Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, Parlamenter Meclisi ve Avrupa Konseyi’nin diğer ilgili uzmanlaşmış birimlerinden, ek olarak diğer uluslararası belgelere referansla kurulan birimlerden bilgi alabilir. Bu birimlere sunulan şikâyetler ve bunların çıktıları GREVIO’ya ulaştırılacaktır.   
  9. GREVIO, ulusal makamlarla işbirliği içerisinde ve bağımsız ulusal uzmanların yardımıyla, edinilen bilginin yetersiz olmasına veya 14. fıkranın öngördüğü durumlara bağlı olarak ülke ziyaretlerleri organize eder. GREVIO ziyaretler boyunca belirli alanlarda uzmanlaşmış kişiler tarafından desteklenebilir.
  10. GREVIO Sözleşme hükümlerinin uygulanmasına ait değerlendirmelere dayanan analizleri içeren bir rapor taslağı hazırlar, ek olarak taslağın öneri ve teklifleri, ilgili Taraf Devlet bakımından belirlenen sorunları ele alabilir. Değerlendirmeye tabii tutulan rapor taslağı, Taraf Devlet’e yorumlarını almak için iletilir. Raporun yayımlanmasında Taraf Devlet’in yorumları dikkate alınır.  
  11. Taraf Devletler tarafından gelen yorumlar ve alınan bilgilere dayanarak GREVIO, Taraf Devlet tarafından Sözleşme’nin hükümlerini uygulamak için alınan tedbirleri içeren kendi rapor ve elde ettiği sonuçları yayınlar. Bu rapor ve varılan sonuçlar ilgili Taraf Devlet’e ve Taraf Devletler Komitesi’ne gönderilir. Rapor ve GREVIO’nun vardığı sonuçlar, Taraf Devlet’in nihai yorumlarıyla birlikte, bunların kabulü sırasında yapıldığı gibi, kamuya açıklanır.
  12. 1. ilâ 8. fıkraların hükümleri saklı kalmak üzere, GREVIO’nun raporu ve vardığı sonuçlara dayanarak Taraf Devletler Komitesi, Taraf Devlet’e yönelik (a) GREVIO’nun vardığı sonuçların uygulanması için alınan tedbirlerle ilgili, eğer gerekliyse tedbirlerin uygulamalarıyla ilgili bilgilerin sunulması için bir zaman belirleyerek ve (b) Taraf Devlet ile Sözleşme’nin gerektiği şekilde uygulanması için işbirliğini geliştirme amacıyla tavsiyeler yayınlar. 
  13. GREVIO, Sözleşme’yle ilgili ciddi ihlalleri önlemek ya da boyutunu veya sayısını azaltmak için acil dikkat gerektiren sorunların var olduğu bir duruma işaret eden güvenilir bilgiler aldığında, kadına yönelik ciddi, büyük veya süreğen şiddet biçimlerinin önlenmesi için alınan tedbirlere ilişkin özel bir raporun acilen sunulmasını talep edebilir.
  14. İlgili Taraf Devlet tarafından sunulan bilgiler göz önüne alınarak, ek olarak daha başka güvenilir bilgi bulunduğunda, GREVIO soruşturma yürütülmesi ve acilen GREVIO’ya raporlanması için bir veya birden fazla üyesini belirler. Gerekli bulunduğu takdirde ve Taraf Devlet’in rızasıyla soruşturma, Taraf Devlet’e ziyareti içerebilir.   
  15. 14. fıkrada belirtilen soruşturmada elde edilen bulgular incelendikten sonra GREVIO, bu bulguları ilgili Taraf Devlet’e ve ihtiyaç bulunması halinde Taraf Devletler Komitesi’ne ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne diğer yorum ve tavsiyelerle birlikte iletir.

Madde 69 – Genel tavsiyeler

GREVIO ihtiyaç bulunması halinde Sözleşme’nin uygulanması hakkında genel tavsiyeleri kabul eder.

Madde 70 – İzlemeye parlamenter katılım

  1. Ulusal parlamentolar, Sözleşme’nin uygulanması içi alınan tedbirlerin izlenmesine katılmaları için davet edilebilir.
  2. Taraf Devletler GREVIO’nun raporlarını kendi ulusal parlamentolarında sunabilir.
  3. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, Sözleşme’nin uygulanmasını değerlendirmek için düzenli olarak davet edilir.

Bölüm 10 – Diğer uluslararası belgelerle olan ilişki

Madde 71 - Diğer uluslararası belgelerle olan ilişki

  1. Bu Sözleşme, Sözleşme’ye Taraf Devletlerin taraf olduğu veya olacağı ve bu Sözleşme’nin hükmettiği meselelerdeki hükümleri içeren diğer uluslararası belgelerden kaynaklı yükümlülükleri etkilemez.
  2. Bu Sözleşme’ye Taraf Devletler, Sözleşme’nin hükümlerini tamamlamak veya güçlendirmek ya da somutlaştırılan ilkelerin uygulanmasını kolaylaştırmak amacıyla bu Sözleşme’de değinilen meselelerde birbirleriyle iki ya da çok taraflı anlaşmalar yapabilir.

Bölüm 11 – Sözleşme’de değişiklikler

Madde 72- Değişiklikler

  1. Taraf Devlet tarafından sunulan Sözleşme’deki her değişiklik önerisi, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne iletilir ve kendisi tarafından Avrupa Konseyi üye ülkelerine, her imzalayan Devlet’e, Taraf Devlet’e, Avrupa Birliği’ne ve 75. madde hükümleri uyarınca bu Sözleşme’yi imzalamaya çağrılan her devlete ve 76. madde hükümleri uyarınca bu Sözleşme’yi kabul etmeye çağrılan her devlete yönlendirilir. 
  2. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyi üyesi olmayan Sözleşme’nin Taraf Devletleri’nin görüşüne başvurduktan sonra değişiklik önerisini dikkate alır ve Avrupa Konseyi Statüsü’nün 20. maddesinin d fıkrasında öngörüldüğü gibi çoğunluğa göre değişikliği kabul eder.
  3. 2. fıkra uyarınca Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilen her değişiklik metni, kabul için Taraf Devletlere iletilir.
  4. 2. fıkra uyarınca kabul edilen her değişiklik, tüm Taraf Devletlerin, Genel Sekreter’i değişikliği kabul ettikleri hakkında bilgilendirdiği tarihten sonraki bir aylık süre sonunu takiben ayın ilk günü yürürlüğe girer.

Bölüm 12 – Son hükümler

Madde 73 – Sözleşme’nin etkileri

Bu Sözleşme’nin hükümleri, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadelede kişilere daha uygun haklar sağlayan iç hukuk hükümlerine ve yürürlükte olan veya yürürlüğe konabilecek olan bağlayıcı uluslararası belgelere halel getirmez.

Madde 74 -  Uyuşmazlığın çözümü

  1. Taraf Devletler, Sözleşme’nin uygulanması veya yorumlanması sırasında doğabilecek her uyuşmazlığı müzakere, uzlaşma, hakemlik gibi araçlarla veya karşılıklı anlaşmayla kabul edilen diğer barışçı çözüm yollarıyla çözmek için çaba göstereceklerdir.
  2. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Taraf Devletlere, uyuşmazlık sırasında kullanmak için üzerinde mutabakata varmaları koşuluyla çözüm yöntemleri sağlayabilir.

Madde 75 – İmzalama ve yürürlüğe girme

  1. Bu Sözleşme Avrupa Konseyi üyelerinin ve Sözleşme’nin hazırlanmasına katılan üye olmayan ülkelerin ve Avrupa Birliği’nin imzasına açıktır.
  2. Bu Sözleşme kabule veya onaya tabidir. Kabul veya onay belgeleri Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne verilir.
  3. Bu Sözleşme 2. fıkranın hükümleri uyarınca, Sözleşme tarafından bağlı kılınma rızalarını açıklayan en az sekizi Avrupa Konseyi üyesi olan on Devlet tarafından imzalanmasından sonraki üç aylık süre sonunu takiben ayın ilk günü yürürlüğe girer.
  4. 1. fıkrada bahsedilen, sonradan Sözleşme tarafından bağlı kılınma rızasını açıklayan her devlet ve Avrupa Birliği açısından Sözleşme, kabul veya onay belgelerinin verildiği tarihten sonraki üç aylık süre sonunu takiben ayın ilk günü yürürlüğe girer.

Madde 76 – Sözleşme’ye katılım

  1. Sözleşme yürürlüğe girdikten sonra, Taraf Devletlerin Sözleşme’yi istişare etmelerinin ve oybirliğinin sağlanmasının ardından Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyi’ne üye olmayan ve Sözleşme’nin hazırlanmasına katılmamış olan herhangi bir devleti, Avrupa Konseyi Statüsü’nün 20. maddesinin d fıkrası gereğince oyçokluğuyla ve Bakanlar Komitesi’ne katılmaya yetkili Taraf Devlet temsilcilerinin oybirliğiyle Sözleşme’yi kabul etmesi için davet edebilir.
  2. Kabul eden her devlet açısından Sözleşme, katılım belgesinin Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne verilmesinden sonraki üç aylık süre sonunu takiben ayın ilk günü yürürlüğe girer.

Madde 77 – Ülkelerde uygulama

  1. Her devlet veya Avrupa Birliği, imza sırasında veya kabul, onay veya katılım belgelerini verirken Sözleşme’nin uygulanacağı bölgeyi veya bölgeleri belirtebilir.
  2. Herhangi bir Taraf Devlet, daha sonraki bir tarihte Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne yapacağı bir bildirimle, uluslararası ilişkilerinden sorumlu olduğu veya sorumluluğunu üstlendiği ve bildirimde belirtilen ülkelerin dışındaki bölgelerde bu Sözleşme’yi uygulayacağını belirtebilir. Bu gibi bir ülke açısından Sözleşme, böyle bir bildirimin Genel Sekreter tarafından alınmasından sonraki üç aylık sürenin bittiği ayı takip eden ayın ilk günü yürürlüğe girer.
  3. Önceki iki fıkranın altında yapılan her bildirim, böyle bir bildirimde belirtilen her ülke açısından Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne yapılacak bir bildirimle geri çekilebilir. Geri çekilme, böyle bir bildirimin Genel Sekreter tarafından alınmasından sonraki üç aylık sürenin bittiği ayı takip eden ayın ilk günü yürürlüğe girer.

Madde 78 – Çekinceler

  1. 2. ve 3. fıkralarda öngörülen istisnalar dışında, bu Sözleşme’nin hükümleri açısından hiçbir çekince konulamaz.
  2. Her devlet veya Avrupa Birliği imza sırasında veya kabul, onay veya katılım belgelerini verirken Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne yapacağı bir bildiriyle;

-       30. Madde’nin 2. fıkrası;

-       44. Madde’nin 1. fıkrasının e bendi ve 3. ve 4. fıkraları;

-       Küçük suçlarla ilişkili olarak 35. Madde bağlamında 55. Madde’nin 1. paragrafı

-       37., 38., ve 39. Madde’ler bağlamında 58. Madde;

-       59. Madde

hükümlerini uygulamama veya sadece özel vaka ya da durumlarda uygulama hakkını saklı tutacağını belirtebilir.

  1. Her devlet veya Avrupa Birliği, imza sırasında veya kabul, onay veya katılım belgelerini verirken Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne yapacağı bir bildiriyle, 33. ve 34. maddelerde bahsedilen davranışlar için cezai yaptırımlar yerine cezai olmayan yaptırımlar sağlama hakkını saklı tutacağını belirtebilir.
  2. Her Taraf Devlet yaptığı çekinceyi, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne yapacağı bir bildiriyle tümüyle ya da kısmen geri çekebilir. Bu bildiri Genel Sekreter tarafından alındığı tarihte yürürlüğe girer.

Madde 79 – Geçerlilik ve çekincelerin gözden geçirilmesi

  1. 78. maddenin 2. ve 3. fıkralarında bahsi geçen çekinceler, Sözleşme’nin ilgili Taraf Devlet açısından yürürlüğe girdiği günden itibaren 5 yıl boyunca geçerlidir. Ancak, söz konusu çekinceler aynı süreyle geçerli olacak şekilde yenilenebilir.
  2. Çekincenin bitiş tarihinin 18 ay öncesinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği, ilgili Taraf Devlet’e bitiş tarihini bildirecektir. Bitiş tarihinden en geç üç ay önce Taraf Devlet, çekincesinin devam ettiğini, değiştirildiğini veya geri çekildiğini Genel Sekreter’e bildirir. İlgili Taraf Devlet’in böyle bir bildirimde bulunmaması durumunda Genel Sekreterlik, Taraf Devlet’i, çekincesinin otomatik olarak 6 aylık bir süreye uzatıldığı hakkında bilgilendirir. Taraf Devletin bu sürenin bitimine kadar çekincesini devam ettirme veya değiştirme niyetini bildirmemesi durumunda çekincenin zaman aşımına uğrar.
  3. Bir Taraf Devlet 78. maddenin 2. ve 3. paragrafı uyarınca çekince koyuyorsa, çekincenin yenilenmesinden önce veya talep üzerine, çekincenin devam etmesini meşru kılan nedenleri içeren bir açıklamayı GREVIO’ya iletir.

Madde 80 – Fesih

  1. Her Taraf Devlet istediği zaman Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne yapacağı bir bildiriyle bu Sözleşme’yi feshedebilir.
  2. Bu tür fesihler bildirinin Genel Sekreter tarafından alınmasından sonraki üç aylık süre sonunu takiben ayın ilk günü yürürlüğe girer.

Madde 81 – Bildiri

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Avrupa Konseyi üyelerine, Sözleşme’nin hazırlanmasına katılan üye olmayan ülkelere, her imzalayan Devlet’e, Taraf Devlet’e, Avrupa Birliği’ne ve Sözleşme’yi imzalamaya çağrılan her devlete:

a.      her imzayı;

b.      verilen her kabul, onay veya katılım belgesini;

c.       75. ve 76. maddeler uyarınca Sözleşme’nin yürürlüğe girdiği her tarihi;

d.      72. madde uyarınca kabul edilen her değişikliği ve bu tür değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihi;

e.      78. maddeyi takiben her çekinceyi ve geri çekilen her çekinceyi;

f.        80. madde uyarınca yapılan her feshi;

g.      bu Sözleşme’yle ilişkili olan her eylem, bildiri veya haberleşmeyi

bildirecektir.

Gereğince yetkili kılınmış olan aşağıda imzası bulunanlar, yukarıdaki hükümleri kabul ederek bu Sözleşme’yi imzalamıştır.

Bu Sözleşme, her iki metin de eşit şekilde geçerli olmak üzere ve tek kopya olarak Avrupa Konseyi arşivine konmak üzere İngilizce ve Fransızca dillerinde, 2011 yılı Mayıs ayının 11. gününde.İstanbul’da akdedilmiştir. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Avrupa Konseyi üyelerinin, Sözleşme’nin hazırlanmasına katılan üye olmayan ülkelerin, imzalayan Devlet’lerin, Taraf Devlet’lerin her birine ve Avrupa Birliği’ne onaylı örnekleri gönderir.

 

Ek – Ayrıcalıklar ve bağışıklıklar (Madde 66)

  1. Bu ek, Sözleşme’nin 66. maddesinde bahsedilen GREVIO üyelerine ek olarak ülke ziyaret heyetlerinin diğer üyelerine uygulanır. Bu ekin amacı bakımından “diğer ülke ziyareti heyetlerinin üyeleri” terimi Sözleşme’nin 68. maddesinin 9. paragrafında bahsedilen bağımsız ulusal uzmanları ve bilirkişileri, Avrupa Konseyi personellerini ve Avrupa Konseyi tarafından istihdam edilen ve GREVIO’ya ülke ziyaretleri boyunca eşlik eden tercümanları kapsar.
  2. GREVIO üyeleri ve diğer ülke ziyareti heyetlerinin üyeleri ülke ziyaretlerinin hazırlanması ve gerçekleştirilmesiyle ilgili görevlerini yerine getirirken, ek olarak bunları izleyen görevlerle ilişkili olarak yolculuk ederken aşağıdaki ayrıcalık ve bağışıklıklardan yararlanır:

a.      şahsi yakalama veya tutuklamadan ve kişisel eşyalarının haczinden ve resmi yetkili sıfatıyla hareket ederken söyledikleri ya da yazdıkları ifadeler veya gerçekleştirdikleri eylemlerden dolayı yasal işlemlerden muafiyet;

b.      ülkelerine giriş ve çıkışlarda ve görevlerini yerine getirdikleri ülkeye giriş ve çıkışlarda hareket serbestliği üzerindeki her türlü kısıtlamadan ve görevlerini yaparken ziyaret ettikleri veya geçtikleri ülkelerde yabancıların tabi oldukları tescil işlemlerinden muafiyet.

  1. Görevlerinin yerine getirilmesiyle ilgili seyahatleri sırasında, GREVIO üyeleri ve diğer ülke ziyareti heyetlerinin üyeleri gümrük ve döviz denetim kontrollerinde yabancı hükümetlerin geçici resmi görevlisi olan temsilcilerine tanınan kolaylıklardan yararlanırlar.
  2. Sözleşme’nin uygulanmasının değerlendirilmesiyle ilgili GREVIO üyeleri ve diğer ülke ziyareti heyetlerinin üyeleri tarafından taşınan belgelere, GREVIO’nun faaliyetiyle ilgili olduğu sürece dokunulamaz. GREVIO’nun resmi yazışmaları veya GREVIO ve diğer ülke ziyareti heyetlerinin üyelerinin resmi haberleşmeleri hiçbir engelleme veya sansüre tabi tutulamaz.
  3. GREVIO ve diğer ülke ziyareti heyetlerinin üyeleri için tam bir konuşma özgürlüğü ve görevlerinin yerine getirilmesinde tam bir bağımsızlık temin etmek amacıyla, söz konusu kişilerin görevleri sona ermiş olsa dahi, görevlerinin ifşası sırasındaki sözlü veya yazılı ifadeleri ve her türlü fiilleri bakımından yasal işlemlerden muaf tutulurlar.
  4. İmtiyazlar ve muafiyetler, bu ekin 1. fıkrasında bahsedilen kişilere kendi şahsi çıkarları için değil, görevlerinin GREVIO’nun çıkarları için yerine getirilmesini güvence altına almak üzere tanınmıştır. Bu ekin 1. fıkrasında bahsedilen kişilerin ayrıcalıklarının kaldırılması, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri tarafından, muafiyetin adaleti engelleyici olduğu kanaatine vardığı herhangi bir halde ve muafiyetin GREVIO’nun çıkarlarına engel teşkil etmeden kaldırılabileceği hallerde yapılır.

GAYRI RESMİ ÇEVİRİ

Bu sözleşmenin gayrı resmi çevirisi İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP) tarafından yapılmıştır. 

http://ihop.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=422

 

 

İlişkili Kavramlar: Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve